escort bayan, ankara escort, antalya escort, escort, porno izle

Okudum-Okuyorum

Okudum-Okuyorum

Severek izlediğim -ki zaten sevmediğim bir şeyi izlemem- The Walking Dead dizisinin, bu yıl Ağustos ayında çıkan ilk kitabı. Sonunda aldım ve okuyorum.

Aslında Kuran dersi için Yasin ezberlemem gerekiyor ama bu kitap beni alıkoyuyor. İki arada bir derede kaldım yine…

Kitaba zor ulaştığım için kitaba gözüm gibi bakıyorum. Hatta yıpranmaması için şeffaf kap kağıdı ile kaplardım kitap kaplamayı bilseydim :D

Kitap 456 sayfa ve bu beni üzüyor. 456 sayfa dediğin nedir ki. Ben bunu bir haftada hatim ederim. Neyse, yavaş yavaş okuyalımda hemen bitmesin…

Okuyorum: Yürüyen Ölüler

The Walking Dead‘ i bu yılın başlarında ikinci sezon yayınlanırken izlemeye başladım. Tabii izlemeye ikinci sezondan başlamadım, önce birinci sezonu hatim ettim, ardından ikinci sezon da final oldu ve yaklaşık bir ay sonra üçüncü sezon başlıyor.

İzleyenlerin benim gibi bağımlısı olduğu The Walking Dead ilk başta sadece bir çizgi romandan ibaretti. Yetmedi dizisi çekiliyor ve yine yetmedi romanı çıktı. Hatta bu da yetmedi oyunu çıktı ve bir oyun daha geliyor.

The Walking Dead yani Yürüyen Ölüler‘in yazarı aynı zamanda da dizinin yazarı ve yapımcısı oluyor. “Robert Kirkman“. Bu adam zombi hikayeleri konusunda tam bir uzman. Tek eseri The Walking Dead değil, bir kaç eseri daha varmış. Onları da okurum belki ama tabii onlarda sadece bir çizgi romandan ibaret değilse…

Kitabın arka kapağında ise şu satırlar yer alıyor…

Tüm dünyada heyecanla izlenen Yürüyen Ölüler dizisinin ilk romanı sizlerle! “Serinin hayranları için müthiş bir haber! Ama dikkatli olun, çünkü Kirkman’ın zombi hikâyelerinin tadını bir kez alan, bir daha bırakamaz!”
The Ossuary

Her şey dönüşümle başlamıştı. Bildikleri o eski dünya yok olmuş, küllerinden dev ölü kentler doğmuştu. Tüm sevdikleri tek tek dönüşüyor, her geçen gün içlerinden birileri yürüyen ölüler kervanına katılıyordu. Bu yeni ve acımasız dünyada hayatta kalabilmek, âşık olabilmek mümkün müydü?Bu dünyada artık korkuya, ümitsizliğe, sevgiye yer yoktu! Zombilerle savaşmaktan bitap düşen Philip Blake, duyguların şimdiki yerini, yani yersizliğini anladı. Eski dünyanın yıkıntıları ve ölüleri arasında canlı kalabilmeyi başarmak yalnızca bir şarta bağlıydı: duygusuzlaşarak o ölülerden biri olmak!