İzledim-İzliyorum

İzledim-İzliyorum

Elektronik sporların Riot Games sayesinde ülkemizde de hızla gelişim göstermeye başladığı şu günlerde, Valve büyük bi adım atarak 2011 DotA2 şampiyonu Na’Vi takımı için bir belgesel filmi hazırlamış

Turnuvaya kimler, hangi takımlar, nasıl katıldılar? Ailelerinden turnuvadan önce ve sonra nasıl tepkiler aldılar? Turnuva oyuncuların hayatlarında neleri değiştirdi? Ve en önemlisi de elektronik sporun bir sonraki kuşakta nasıl olacağı… Hepsi bu belgesel filmde yer alıyor ve IMDB‘den şaşırtıcı derecede 9,7 puan almış! o.O Devamını Oku

İzledim-İzliyorum

İzleyecek film ararken bi arkadaşım “3 Idiots” izle dedi. Adını daha önce çok duymuştum ama komedi filmi sevmediğim için izlememiştim. Filmi öneren arkadaşım “Bu filmi izlemeden dünyadan gitme, filmi izlerken ağladım” gibi şeyler söyleyince bakalım dedikleri kadar var mıymış bu film diyerek bugün açtım izledim. Evet, gerçekten dedikleri kadar varmış :)

Film dram ve komedi kategorisinde. Bana göre dram biraz daha ağır basıyor. Filmi izlerken fazla gülmedim ama ağladım, ilk defa bir film beni ciddi ciddi ağlattı.

3 idiots

Arkadaşlık ve dostluk ilişkeri filmde çok güzel işlenmiş. Eğitim sistemine de karşı çıktıklarını dile getirmeye çalışmışlar ama bence fazla becerememişler. Çünkü başroldeki Ranço kendi adına okumadığından dolayı dersleri fazla kafaya takmıyor ve sisteme çok rahat karşı çıkabiliyor ve hocalara kafa tutabiliyor. Ama kendi adına okuyor olsa, okuldan atılma korkusu ve başarısız olma korkusu olsa filmdeki hiçbir şeyi beceremez ve gerçekleştiremezdi.

Sonuç olarak; Bana göre her ne kadar filmin saçma afiş ve kapakları olsa da, siz de benim gibi filmin konusunu okuyup fragmanını izleyince filmi kesinlikle merak edip izleyeceksiniz. Film biraz uzun, 2 saat 40 dakika. Ama kesinlikle izlemeye değer. Bu filmden alacağınız çok ders var! ;)

İzledim-İzliyorum

Bu seriyi o kadar çok seviyorum ki, kitabı çıksa ilk alan ben olurum. Fantastik kategorisine -bence- çok yakışan bir seridir kendileri.

Aslında bunun gibi çok tutmuş fantastik filmlerin mutlaka önce kitabı yazılmıştır, daha sonra filmi çekilmiştir ancak Karayip Korsanları‘nın kitabı yok. Seriyi izlemeden önce kitabı var sanıyordum ama yokmuş, çok şaşırmıştım kitabının olmamasına.

karayip korsanları gizemli denizlerde

2011’de vizyona girmiş olan Karayip Korsanları‘nın son filmi Gizemli Denizlerde’ de Jack Sparow, İspanyollar ve İngiltere donanmasına bağlı eski korsan Captain Barbossa Gençlik Pınarı‘nın peşine düşüyorlar. Bulmak zor olduğu kadar, bu pınardan su içmekte zor.

Filmde bir de birbirinden güzel deniz kızları var ki sormayın. Hele o Seria yok mu :)

Bir de ben Johnny Depp‘in yerinde olsam günlük hayatımda da Jack Sparow‘un kılığında takılırım. Çünkü adam dizide fazla yakışıklı, ama gerçek hayatta…  Neyse, ben anlatamayacağım gerçekte nasıl bi’ şey oldupunu, buyrun kendi gözlerinizle görün: Johnny Depp

İzledim-İzliyorum

Hastalığım nedeniyle iki gün okula gidemedim. Bu süre içerisinde yapacak işim olmadığı için Battleship izledim.

Genelde bilim-kurgu filmi izleyen biri olarak bilim-kurgu filmlerinden anladığım şu; Dünya yok olmaktan Amerika‘nın uyduları, Amerikan ordusu ve bir kaç manyak Amerika’lı sayesinde kurtulacak.

battleship

Battleship‘te ise işler biraz farklı. Dünyanın başı belaya Amerika’nın uyduları yüzünden giriyor. Dünyayı kurtaran ise yine Amerikan ordusu ve farklı olarak Kuzey Kore ordusu. Ve bir kaç manyak da eksik değil tabii.

İnsanoğlu fazla merakı yüzünden uzaylıları dünyaya çekiyor. Ama doğru strateji ile yapamayacağı hiçbir şeyin olmadığını bir kez daha kanıtlıyor bu filmde.

Filmleri puanlamada IMDb kadar başarılı değilim -ki IMDb’nin de pek başarılı olduğunu söylenemez bana göre- ama bilim-kurgu ve aksiyon severlere kesinlikle öneriyorum.

İzledim-İzliyorum

Geçtiğimiz günlerde Yürüyen Ölüler kitabı elime ilk geçtiğinde heyecanla yazdığım yazıda biraz The Walking Dead‘ten de bahsetmiştim…

Dizinin üçüncü sezonunun başlaması ile artık The Walking Dead hayranları pazartesi sendorumu yaşamıyor, aksine, pazartesi günlerini iple çekiyor. Çünkü The Walking Dead‘ın yayın günü pazartesi.

The Walking Dead‘i bu senenin başlarında ikinci sezon yayınlanırken izlemeye başladım. Yanlış anlamayın, ikinci sezonun yayınlandığı sıralarda, ben ilk sezonu indirip izlemekle meşguldum :) İlk sezonda sadece altı bölüm olduğu için ikinci sezona ulaşmam kısa sürdü.

İkinci sezon 13 bölüm sürmüştü. Tam da The Walking Dead‘e tam bir bağımlı olmuşken sezon bitti. Aylar sonra üçüncü sezon başladı…

İkinci sezonun sonlarında kış geliyordu, üçüncü sezonun ilk bölümünde ise kış atlatılmış bile. Tüm kış yine zombilerden kaçarak, bir çok kalacak yer değiştirerek geçmiş. Yine yaz sıcağının altında zombilerle büyük bir mücadele var.

İzliyorum: The Walking Dead

İkinci sezonda Dale bir zombi tarafından karnı oyularak ölmüştü. Dale’in ölmesine herkes kadar bende üzülmüştüm. Çünkü Dale diğerlerinin yanı sıra daha fazla pozitif düşünüyordu. Bu da Dale’i farklı kılıyordu…

Üçüncü sezonun ilk bölümünde ise Hershell’in ayağını zombi ısırması sonucu hastalık tüm vucuduna yayılıp o da zombiye dönüşmesin diye Rick, Hershell’in ayağını kesmek zorunda kaldı. Hershell’in ayağını zombi ısırdığı an üzüldüm, cidden üzüldüm. Hershell’de ölürse kadro daha da azalacaktı ve dizinin pek bi heyecanı kalmayacaktı. Hershell her ne kadar pasif bir karakter olsa da The Walking Dead‘te insanlardan çok zombi görmek bazen rahatsız edici olabiliyor… Ama sonraki bölümde ya da bölümlerde Hershell’in de öleceği kesin.

Ne çok kişi öldü lan! Ve daha ölmek için sırada bekleyen çok kişi var. Neyse, belki, birileri gider, birileri gelir.

Velhasıl-ı kelam, izleyin bu diziyi!.. :)

İzledim-İzliyorum

Bu aralar belgesel türü tarzı çekim yapılan komedi dizilerine hayranlığım gittikçe artıyor. Bu türdeki yapımların yerine göre göndermelerini ve tarzlarına bayılıyorum.

Olaydan kastım ise şudur ki, Mockumentary; alay, eğlence ve gülme manasını “Belgesel” havası tarzında çekilen yapımlara verilen bir isimdir. Sahneleri belgesel çeker gibi çekme, oyuncuların kameraya bakarak konuşması vs olarak da bu detaylar örneklendirilebilir. Benim de bu yapımlarda ismini sıkça duyurmuş ve ödül kazanmayı da ihmal etmemiş olan belgesel tarzı komedi dizilerinden sizlere önereceklerim var.

Mockumentary, genellikle 20 dakikadır ve sizi hayatın tasasından kurtarır. İşte o kadar.

The Office

 

Belgesel Tarzı Komedi Dizileri

The Office aslında bu manada oldukça köklü dönemlerden gelen bir yapım. Bir Ofis hayatı nasıl olabilir? İşte bunu bu dizide tüm gerçekçiliğiyle ve eğlencesiyle beraber göreceksiniz. 2005 den bu yana yayın hayatına devam eden ve NBC tarafından hızı kesilmeyen harika bir dizidir The Office. Özellikle Steve Carell’ın oyunculuğu yeter de artar bile fakat… birde kendisi Emmy alaydı iyiydi. Hakkı yeniyor adamcağızın, onu bunu bilmem. :P

Modern Family

 

Belgesel Tarzı Komedi Dizileri

ABC’nin Birbirinden tatlı mı tatlı ve hiç ayrılmayan 3 ailenin yaşamını izleyeceksiniz bu dizide. Zaman zaman ailenin önemini çok iyi bi dille anlatan, tabuları yıkan ve aslında herkesi olduğu gibi kabul etmemiz gerektiğini 2009 dan bu yana bizlere iyi bir şekilde yansıtabilen bir yapım Modern Family.

Parks and Recreation

 

Belgesel Tarzı Komedi Dizileri

Parks and Recreation’ın yeri başkadır. NBC tarafından yayınlanan dizimizin genel bakış açısı da, devlet dairesinde çalışan insanların aslında nelere şahit oldukları ve kendilerine “iş” olarak neyi yakıştırdıklarını bizlere lafı fazla uzatmadan aktarıyor. Amy Pohler’in harika oyunculuğu eşliğinde dizi 2009 senesinden bu yana NBC de yayın hayatına devam ediyor.

Gerçekten bir deneyin, görün, izleyin derim. Eğer ki tarzı severseniz emin olun ki bu isteğinizin devamı da olacaktır. Not: Bunların haricinde, eğer ki sizinde gördüğünüz, bildiğiniz vs varsa kesinlikle konuya bildirmeniz önemli rica olunur!

Saygılar.

İzledim-İzliyorum, Videolar

Burj Dubai… Bu binaya hayranım ya. 828 metrelik yükseliğiyle, 160 katıyla, içinde barındırdığı dünyanın en yüksekteki camii, yüzme havuzu, restoran, daire ve ofisleriyle 21. yüzyıla yakışan bir bina.

Burj Dubai‘nin en tepesinden çekilmiş bir video ararken buldum bu belgeseli. Belgesel National Geographic‘e ait ve National Geographic kelimenin tam anlamıyla yine döktürmüş :)

Belgeselde Burj Dubai‘yi zamanında dünyanın en yüksek gökdeleni olarak kabul edilen diğer gökdelenlerle karşılaştırarak anlatıyor. Bu sayede sadece Burj Dubai hakkında değil diğer gökdelenler hakkında da bilgi sahibi oluyoruz.

Belgeseli izlemeden önce Burj Dubai‘nin sadece yüksekliğini ve yapısına hayrandım. Ama belgeseli izledikten sonra bunun sadece yüksek bir bina olmadığını, tamamen bir mühendislik harikası olduğunu anladım.İzledim: Mega Yapılar - Burj Dubai

Binanın sağlam olması için inşaatın her adımıdna yapılan binayı zorlayan testler, mühendislerin her olasılığı düşünmesi, şiddetli çöl rüzgarlarında binanın en tepesinin 125cm sallanmasına rağmen dimdik ayakta durması vs. vs. Belgeselde o kadar ilginç şeyler anlatılmış ki, siz de bu belgeseli izledikten sonra benim gibi Burj Dubai hayranı olacak, gidip onu görmek isteyeceksiniz.

Belgeselde Burj Dubai diğer gökdelenlerle karşılaştırılıyor demiştim. Buna göre dünyanın ilk gökdeleni 19. yy.’de yapılmış ve sadece 43m yüksekliğindeymiş. 43m nereee 828m nere! Bir zamanın gökdeleni sayılan yapı, şuan oldukça standart bir yapı olarak görülüyor. Zamanın ve insanın aklının ne getireceği hiç belli olmuyor.

Not: Videonun sesi biraz düşük. Hoparlörünüzün sesini biraz açın :)

İzledim-İzliyorum

The Social Network yani Sosyal Ağ, Facebook’un nasıl ortaya çıktığını anlatan bir film.

Ha bunu izlemişsiniz ha Kapalı Kapılar Ardından Facebook belgeselini ikiside aynı şeyleri ele alıyor fakat film biraz daha ayrıntılı.

Filmde Mark Zuckerberg‘in tee Facebook’u yazmasına kadar derine inmişler. Hatta Mark’ın Facebook’a yeni mühendis alışı bile konu edilmiş filmde.

İzledim: The Social Network - Sosyal Ağ

Filmde Mark Facebook’a yeni mühendisler alırken onları bir teste tabi tutuyor. Sınav desek daha doğru olur gibi. Mark’ın yeni mühendislerden Facebook’ta çalışabilmeleri için istediği Apple iTunes’i hacklemeleri. Evet, Mark onlara zor bir iş veriyor ama azimli mühendis adayları bunu başarıyorlar ve Facebook’ta çalışmaya başlıyor.

Filmde sadece programlama yapanların anlayabileceği repliklerde yer alıyor. Yani bu film sadece gerçekten Facebook’un nasıl kurulduğunu merak edenler için hazırlanmış en ince ayrıntısına kadar.

İzledim-İzliyorum

Bu yılda yapılmış bir bilim-kurgu filmi ararken Doğaüstü filmini gördüm ve filmin kapağı beni çok etkiledi. Hemen filmin konusunu okudum ve işte tamda aradığım film böyle birşeydi. Gerçekten hem bilim-kurgu dalına uygun hemde gençlik dalına uygun bir film.

Üç lise arkadaşı katıldıkları bir parti sırasında çevrede gezerken bir kuyu bulurlar ve kuyudan sesler geldiğini farkederler. Tabii bu sırada Andrew’in kamerası herşeyi kaydetmektedir. Çılgın arkadaşlarından biri kuyuya iner orada ne olduğuna bakmaya gider. Tabii hemen arkasından arkadaşlarıda onun peşinden gider.

Kuyuya indiklerinde ışıklar saçan bir buz kütlesi gibi birşey ile karşılaşırlar ve Andrew’in kamera kaydı durur. Artık orada ne olduysa Andrew ve arkadaşları artık süper güçlere sahiptirler. Uçabiliyorlar, nesneleri hareket ettirebiliyorlardır artık!

Başlarda bu yetenek üç arkadaş için bir eğlence iken Andrew kontrolunu kaybeder ve bu yeteneklerini kullanarak bir arkadaşını öldürür ve tüm şehri mahfeder. Diğer arkadaşı ise onu bu arada durdurmaya çalışmaktadır ve durdururda! Ve sonunda Andrew ölür!

Benim gibi bilim-kurgu bağımlıları için süper bir film izlemenizi öneriyorum.

İzledim-İzliyorum

Filmin afişine baktığımızda sanki öfke dolu insanların kapıştığı bir film sanabilirsiniz -ben ilk gördüğümde öyle sanmıştım :D- Man In Black‘i ama öyle değil.

Man In Black anladığım kadarıyla uzaylılar ve insanların dünyada dostça yaşadığı bir anda hapishaneden kaçan korkunç bir uzaylının dünyanı istila etmesi sonucu oluşan bir macera. Zamanda geriye gitmeler, gidipte orada hapishaneden kaçan uzaylıyı öldürüp dünyayı uzaylı istilasından kurtarmalar falan filan :D Kahretsin anlatamadım galiba :D

Yalnız filmin sonu çok acıklı bitti. Hakikaten tüylerim diken diken oldu filmin sonunda adam babasının kim olduğunu öğrenince. Orayı güzel düşünmüşler bak hee :D