Hava & Su

Hava & Su

Bu ve bunun gibi büyüklük-küçüklük karşılaştırmalarını seviyorum. Hatırlarsanız bir de Evren Ne Kadar Büyük? başlıklı yazımda bütün evreni elen alan bir karşılaştırma paylaşımında bulunmuştum.

Bugün ise Canis Majoris‘i ele alacağız. Kendileri evrenin en büyük cismidir. Peki başka nedir?

vy canis majoris

  • Canis Majoris‘in içini doldurmak için 7.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000 (7 Desilyon)’dan fazla Dünya gerekir.
  • Canis Majoris’in çapı yaklaşık 3.063.500.000 kilometredir.
  • Eğer saatte 980 km hızla giden bir uzay mekiği Canis Majoris‘in etrafında bir tur atmak isteseydi bu tur yaklaşık 1100 yıl sürerdi.
  • Eğer dünyayı 1 cm çapında var sayarsak, Canis Majoris yıldızının çapı 6,5 km büyüklüğünde olurdu.
  • Eğer Dünya’dan Canis Majoris‘e 2000 KM hız yapan bir uzay mekiği ile gitmek istesek bu yaklaşık 10 bin trilyon yıl sürerdi.

Bu bilgilerden sonra bir de videolu karşılaştırmasına göz atarsanız, aklınız hayaliniz duracaktır.

Acaba insanoğlunun henüz keşfedemediği, Canis Majoris‘ten daha büyük bir cisim olabilir mi?

Hava & Su

Bu kez -bence- süper bir araştırma ile karşınızdayım!..

Dün bir haber sitesinde Evliya Çelebi‘nin Cadıları ve Vampirleri gördüğünü iddia ettiği, Seyahatname‘sinden alıntılarla yazılmış iki haber gördüm. Başta inanmayarak haberi “Hadi canım ordan” gibi tweetlerle paylaştım. Bu tür şeylerin tamamen uydurma olmadığına inanmak istemediğim için “Acaba!?” diye düşünerek bir araştırma yapmaya karar verdim… Bulduğum sonuçlar, gerçekten sizi de çok edecek!..

evliya çelebi

Öncelikle biraz Evliya Çelebi‘den bahsedelim, kimdir bu Evliya Çelebi?

Evliya Çelebi, 1611 yılında İstanbul‘da doğmuş, Arapça, Farsça, Rumca ve Latince bilen bir hafızdır.

Nerden gelmiş bu seyyahlık merakı?

Birgün rüyasında Hz. Muhammed‘i görür ve “Şefaat ya Rasulallah!” demesi gerekirken heyecandan şaşırır ve “Seyahat ya Rasulallah!” deyiverir. Hz. Muhammed tebessüm ederek Evliya Çelebi‘ya şefaati de, sehayati de müjdeler. İşte seyyahlık bu noktadan sonra başlar. 70 yılı aşkın ömründe 51 yıl boyunca 257 şehir, 7 iklim ve 18 padişahlık gezip görmüştür.

Sehayatname hakkında…

Evliya Çelebi‘nin Seyahatname’si 10 ciltten ve 4000 sayfadan oluşur. Seyahatname bizler tarafından unutulduğu dönemlerde, Avrupa‘da 1830 yılında bulunur.

Burada dikkat etmeniz gereken nokta -henüz vampirlerden ve zombilerden bahsetmedik ama- vampirler, zombiler ve cadılar tamamen Avrupa‘lıların uydurmasıdır? Uydurma mı!? Emin miyiz!

Evliya Çelebi’nin Gördüğü Cadılar

Evliya Çelebi, şu an ki Bulgaristan‘ın bir köyüne gezmek için gitmiştir ve gece evinde dinleniyordur. Aniden şimşekler çakmaya başlar ve gürültüler kopar. Evliya Çelebi neler olduğunu köylüye sorar ve köylüler şu cevabı verir: “Her yıl bir gece böyle karakoncolos gecesi olur. Çerkez cadıları ile Abaza cadıları vuruşurlar.

cadı

Evliya Çelebi korkmadan bu inanılmaz olayı görebilmek için evinden dışarı çıkar. 70-80 köylü ile birlikte cadıların vuruşmasını izlemeye başlarlar…

Gökyüzünde Çerkez cadıları büyük ağaçlara, teknelere ve hasırlara binmiştir. Abaza cadıları ise sığır, deve ve başka hayvanların da cesetlerine binmişlerdir. Ellerinde deve kelleri ve yılanlar vardır. Bir yanda Çerkez cadıları, diğer yanda Abaza cadıları sabah horozlar ötüşünceye kadar vuruşurlar.

Vuruşma sırasında gökten yere sığır, deve ve insan uzuvları ve cadıların bindiği binekler yağdığı görülür.

Çerkez cadıları Abaza cadılarınının kanlarını emerek öldürürler ve sonra da ateşe atıp yakarlar. Bu size bir şey hatırlattı mı? Vampir ya da Zombiyi?

İnsan Kanı İçen “Ölü” Cadılar (Zombiler)

Cadıların vuruştuğu bu karakoncolos gecelerinde yeryüzünde de hedefi insanlar olan iki çeşit cadı türü vardır. Bunlardan biri de “Ölücadılardır.

zombi

Ölü cadılar, karakoncolos gecelerinde mezardaki bir cesedin bedenine girer ve bir insanın kanını emerek onu hasta eder. Köylüler hasta adamı iyileştirmek için bir “cadıcı” bulup bedenine girilen, toprağı eşilmiş mezarı bulurlar ve insan kanı içtiği için gözleri kan çanağına dönerek pörtlemiş cesedi dışarı çıkarıp böğrüne bir kazık saplarlar ve ardından bu bedene başla cadılar da musallat olmasın diye cesedi yakarlar.

Cesede kazığın saplanması ve ateşe verilmesiyle birlikte kanı emilen hasta iyileşiverir.

“Yaşayan” Cadılar (Vampirler)

Bir de halkın arasında yaşayan cadılar vardır ki kudurup bir insanı çekip tutar ve kanını emer. Kanı emilen insan hasta olur. Cadı ise yine köylüler ve bir “cadıcı” ile aranmaya başlar. “Peki nasıl bulunur?” diyecek olursanız; Onun da gözleri kan içtiği için kan çanağına dönmüştür adeta.

vampir

Cadıyı buldukların üç gün üç gece zincire vururlar ve sonunda cadı yaptığını itiraf ettiğinde onunda böğrüne bir kazık çakılır. Böğründen çıkan kanı hasta insanın yüzüne gözüne sürerler ve hasta şifa bulur. Cadı ise ateşe verilip yakılır.

Daha nice şeyler vardır aslında… Çizgi filmlerde olduğu gibi kazanda büyü yapıp çeşitli canlılara dönüşebilen büyücü cadılar ve emrindeki çocuklar, büyücü insanlar

Yazının başında da dediğim gibi; Bu çizgi filmleri hazırlayanlar da, Seyahatname‘yi bulanların da Avrupalı‘lar olması insanı düşündürüyor.

Haydi şimdi varın bir daha düşünün bu yaratıkların hepsi uydurma mı diye…

Ve bir şey daha!.. Günümüzde de karakoncolos geceleri yine yaşansa, insanlar zombiler ve vampirler tarafından hastalansa nasıl olurdu? Böyle bir dünya hayal ettiniz mi hiç? Ben ettim. Bkz: Ölüler İle Yaşamaya Alışmaya Çalışıyorum!..

Hava & Su

Ama serbestsin” deyince aklınıza ne geliyor? Bir kişiyi ikna ederken kullandığımız bir cümle. Ama sadece basit bir cümle olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

Birinden bir şey rica ederken ona emir kipi kullanarak konuştuğumuzda isteğimiz karşıdaki kişi tarafından yapılmaz ya da gönülsüzce yapılır. Ama sihirli cümleyi söylediğimiz de isteğimizi yerine getirme olasılığı iki kat artıyor.

Peki nedir bu sihirli cümle? “Ama serbestsin“. Bu bir teknik; ikna etme tekniği. “Ama serbestsin” olarak bilinen bir teknik.

ama serbestsin

Karşımızdaki kişiden bir şey yapmasını istediğimizde ona “Ama serbestsin“, “Ama seçim yapmakta serbestsin“, “Tabii kendini mecbur hissetme” gibi cümleler söylediğimizde karşımızdaki kişinin isteğimizi yerine getirme olasılığı 2 kat artıyor. Araştırmacılar bu tekniği 22 bin kişi üzerinde denemişler.

Yalnız bu sihirli cümleleri kullandığımız kişi ile yüz yüze görüşmemiz lazım. Aksi halde tekniğin etkisi ciddi oranda azalıyor.

Aslında teknik şöyle işliyor; İnsanlar emir kipleri ile sunulan bir işi yapmak istemezler ya da tek seçenek olması can sıkar. “Ama serbestsin” dediğimizde karşımızdaki kişiye daha fazla seçenek sunmuş oluyoruz. Ee ne demişler, tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.

Hava & Su

Uzayda her şey dünyadakinden çok değişik işliyor. Örneğin; Dünyadan uzaya götürülen bazı maddeler uzayda tabiri caizse evrim geçiriyorlar. Bir örnek verecek olursak uzayda iki demir parçasını birbirine yaklaştırdığınızda bu demirler uzaydaki -230 derece soğuklukta kaynarlar. Bu kaynamaların önlenmesi için ve uzaya gönderilen araçların kapılarının tekrar açılabilmeleri için araçlar ve uydular alüminyom folyo ile bu yüzden kaplanırlar.

Uzayda el yıkamakta tıpkı kaynak yapmak kadar değişiktir. NASA‘da çalışan Komutan Chris Handfield isimli astronot, az sonra izleyeceğiniz videoda bir “dünyalı” tarafından sorulan “Uzayda ellerinizi nasıl temizliyorsunuz?” sorusuna cevap veriyor.

Görüldüğü üzre paketten bir damla el temizleme jeline benzer bir madde damlatıyor ve ellerini temizliyor. Ayrıca ellerini temizlerken mikrofonu havada bırakıvermesi de çok hoş. Uzayda “eşyaları havada bırakma” alışkanlığını kazanıp dünyaya geldiğinde zorluk çekiyordur kesinlikle :)

Hava & Su

Günümüzde herkesin çalışma masasında ve okul çantasında yer alan silginin tarihini hiç merak ettiniz mi? İnsanlar asırlar önce kağıttan kurşun ve kömür izini silmek için ne kullanıyorlardı acaba?

Asırlar önce, henüz silgi icat edilmemişken insanlar kağıttan kurşun ve kömür izini silmek için kauçuk ve balmumu tabletleri kullanmış. Hatta durum o kadar ciddi hale gelmiş ki insanlar “acaba ne ile temizleyebiliriz bu kurşun ve kömür izini” diye düşünüp ellerine geçen her maddeyi izleri silmek için denemişler. Ekmek kırıntısı bile…

silgi nasıl icat edildi

Günümüzde de silginin hammaddesi kauçuktur. Kauçuk ağacı, sıcak iklimlerde yetişen, büyük ve kalın yapraklı bir bitkidir. Türkiye’de de Güney illerinde bolca yetişir. Kauçuk yumuşak ve esnek olduğu için silgi yapımının yanında eldiven, telefon kapağı vb. gibi pek çok alanda kullanılır.

1739 yılında Charles Marie de la Condamine isimli Fransız bir bilim adamı Amerika gezileri sırasında keşfettiği bu ağacı Avrupa’ya götürür.

1770 yılında Joseph Priestley kauçuğun siliş gücünü farketmiş ve çok küçük parçalar halinde 3 şilinden(para birimi) satmış.

Joseph Priestley‘in sattığı kauçuklar ham olduğu için tıpkı ekmek kırıntısı gibi hemen liğme liğme oluveriyormuş. 1839 yılında Charles Goodyear kauçuğu kükürtle işlemiş ve daha dayanıklı hale getirerek silerken parçalanmasını önlemiş.

1858 yılında Amerika’lı Hymen Lipman silgiyi kurşun kalemin arkasına yerleştirerek patentini almış. Ama daha sonra patenti adamın elinden geri almışlar çünkü iki ürünün birleştirilmesi patent almak için yeterli değilmiş.

Günümüzde ise silgi çeşitlenmiştir ve dev bir kırtasiye sektör ürünü haline gelmiştir. Hatta oyun hamuru kıvamında silgi bile yapılmıştır. Bizzat test ettim, hem siliyor hem de derste canınız sıkıldığında çeşitli şekiller yapabiliyorsunuz. Bazen bir top haline getirip, avucunuza koyup üstüne sertçe vurduğunuzda “şak” diye, dersi bölen bir ses çıkarıyor :)

Peki ama silgi nasıl siliyor?

Kurşun kalemlerin, yazmak için kullandığımız uç kısımlarında grafit parçacıkları bulunuyor. Bu, bildiğimiz kurşunî siyah renkli, yumuşak, kolayca toz durumuna gelebilen bir tür doğal karbon. Bu parçacıklar, yaklaşık 2-10 mikrometre çapında. Bunları mikroskop altında incelersek tıpkı kum taneciklerine benzediklerini görebiliriz. Kağıda yazı yazdığımızda, bu parçalar yüzeyin hemen altındaki kağıt liflerinin arasına sıkışıyor. Silgiyle bu yazıların üzerinden geçtiğimizde, silgi, lifleri yumuşatarak arada sıkışmış olan küçük grafit parçacıklarını çıkarıyor. Sildikten sonra, bu parçacıkların bir kısmının silginin üzerine yapışmış olduğunu görürüz. Diğer kısmıysa silgiden kopan parçalarla kağıdın üzerinde kalır.

Peki siz de benim gibi silgili kalemin arkasında ki silgiyi kalemin aksesuarı olarak görüp kullanmayanlardan mısınız?

Hava & Su

Apple Store‘larda ki her şey, insanı kendisine çekecek şekilde tasarlanmıştır. Bu tasarım harikaları mağazaya sadece ürünleri görmek için giden ziyaretçileri müşteri haline getiriyor. Apple, bir şekilde ürünlerine dokunmamızı, onu hissetmemizi, ona sahip olma arsuzunu hissettirmeyi başarıyor. Peki ama bunu nasıl yapıyor?

apple ürünleriApple, ürünlerini cam haznelere hapsetmek yerine onları herkesin kullanarak test edebileceği masalar üzerine koyuyor. Bunu yaparken de tüm bilgisayarların ekranlarını 70 derecelik açıya getiriyor. Kullanıcı o bilgisayarı test etmek istediğinde ekranı kendine göre ayarlamak zorunda. Bir başka deyişle ona dokunmak zorunda. Bu dokunuştan sonra kullanıcı, ürüne sahip olmaya bir adım daha yaklaşıyor.

İşte işin sırrı bu. Tecrübe etmek ve hissetmek!..

Hava & Su, Videolar

Yeni şeyler öğrenmeyi severim, öğrendiklerimi paylaşmayı da severim. Zaten böyle bir özelliğim olmasa bu blogu açmazdım. Blogu açtım açalı yeni şeyler öğrenmeye devam ettim ama sadece bir kısmını blogumda payaştım. Şimdi, çemberi biraz daha genişletiyoruz ve daha çok bilgi bizi bekliyor! :)

San Francisco… Bir metropol! Miles kardeşlerin çektiği az sonra izleyeceğiniz video 14 Nisan 1906 tarihinde ve tam da burada, Market Street(sokak)’te çekilmiş.

11 dakikada sokağın bir ucundan diğer ucuna gideceğiniz bu videoda, 100 yıl öncesinin motorlu ve motorsuz taşıtlarını görebilirsiniz. At arabaları, tramvaylar, troleybüsler ve henüz yeni yeni ortaya çıkan motorlu bir kaç taşıt…

Videonun bir diğer özelliği ise 18 Nisan 1906 depreminden dört gün önce çekilmiş olması. Bu depremde Martket Street‘te ki pek çok bina yıkılmış ya da büyük oranda hasar görmüş. Durumun vehametini yazının sonunda ki karşılaştırma videosundan görebilirsiniz.

Video da bir şey dikkat çekiyor; arabaların bolluğu. 100 yıl önce bu kadar yoğun bir trafik olması kulağa pekte mantıklı gelmiyor. Kameranın bulunduğu tramvayın etrafında tur attıkları anlaşılabilecek arabaların yapımcı şirket tarafından çok sayıda modern otomobil kullanıldığı imajı vermek adına ayarlandığı düşünülüyor.

İşte o deprem sonrası görüntülerle birlikte Market Street‘in karşılaştırması. Durum gerçekten içler acısı…

Hava & Su

Adamlar yememişler içmemişler, atomu oluşturan en küçük parçacığının en küçük parçacığının… en küçük parçacığına kadar incelemişler. Sonra tüm evrenin büyüklüğünü hesaplamışlar. Sonra demişler ki öyle bir animasyon yapalım ki adamların ağzı açık kalsın. Tee atomun en küçük parçacığından tutalım, mikroorganizmalardan, canlılardan, bitkilerden, hayvanlardan, binalardan, kıtalardan, gezengenler, Minecraft haritasından, güneş sisteminden, yıldızlardan, galaxylerden, bilemem daha nelerden oluşan bir animasyon hazırlayarak, insanlara evrenin kaç bucak olduğunu gösterelim demişler ve ortaya bu muazzam bir animasyon çıkmış.

Evren Ne Kadar Büyük?

Adamların hesaplamalarına göre en küçük parçacık 0.0000000001 m büyüklüğünde -küçüklüğünde desek daha doğru olur-. Tüm bunları içine alan evren ise 1.000.000.000.000.000.000.000.000 m büyüklüğünde. Tabi bu hesaplayabildikleri kadar. Hesaplayamadıklarını siz hesap edin artık.

Animasyonda en çok dikkatimi çeken noktalardan biri Minecraft haritası. Bir Minecraft haritası Neptun büyüklüğündeymiş. Vay be!

Animasyon insandan başlıyor. Siz aşağıdaki çubuğu en başa çekin, sonra klavyenizdeki sağ yön ok tuşuyla yavaş yavaş sona kadar gidin :)

Hava & Su, Videolar

Hepimiz kağıttan uçak yada gemi yapayı biliriz. Gemi yapmayı bir kısım bilmesede uçak yapmayı bilmeyen yoktur diye düşünüyorum.

Adamlar bu işi büyüterek kağıttan dev bir uçak yapmışlar. Tam 13,7 metre genişliğinde. Bunu uçurmak istemişler ama tutupta fırlatamayacak kadar büyük olduğu için dev kağıt uçağı helikopter yardımıyla havada serbest bırakmışlar. Az da olsa uçmuş.

Ve adamların eline ne geçmiş bunu yapınca bilmiyorum :D

Hava & Su

Yine internette aval aval dolaşırken bulduğum güzel bir şey…

Aslında bu bir test, kişilik testi. Resimdeki şekillerden size en yakın geleni seçiyorsunuz ve daha sonra resimdeki numaraya karşılık gelen paragrafı okuyorsunuz. İşte o paragraf sizin nasıl bir kişiliğe sahip olduğunuzu tanımlıyor ve sizde “Aa! Bu resmen beni anlatıyor” diyerek şaşırıyorsunuz.

Şahsen ben böyle şaşırdım. Siz nasıl şaşırırsınız, ağzınız açık mı kalır, şok mu olursunuz orasını bilemem artık :D

Testimize başlıyoruz…

 

Öncelikle, aşağıdaki resimlere dikkatlice bakın ve size en yakın geleni seçin.

Seçtik mi? Seçtik. Şimdi seçtiğiniz resimdeki sayıya karışılık gelen paragrafı aşağıdan okuyoruz.
1- İçe Dönük-Hassas-Kolay Etkilenen:

Kendinizle ve çevrenizle ilgili düşüncelere etrafınızdaki çoğu kişiden daha sık ve daha derin bir şekilde dalıyorsunuz. Üstün körü hareketler ve konuşmalardan nefret ediyorsunuz. Geyik muhabbeti yapmaktansa, yalnız kalmayı tercih edebiliyorsunuz. Ama yakın arkadaşlarınızla olan ilişkileriniz o kadar kuvvetli ki bu da size ihtiyacınız olan uyumu ve gücü getiriyor. Yine de yalnız başınakalmaktan hiç sıkılmıyorsunuz.

2. Özgür-Geleneklere Karşı-Tutulamayan:

Kendinizi geliştirmenizi sağlayacak özgür ve kimseye bağlı olmayan bir hayat peşindesiniz. Hobilerinizde ya da işinizde sizi başarıya ulaştıracak yeteneklere sahipsiniz. Bağımsızlığa olan düşkünlüğünüz bazen sizden beklenilenin tam tersini yapmanıza neden olabiliyor. Öyle her gördüğünüz şeye üzerinde düşünmeden uyacak tiplerden değilsiniz. Aksine kendi fikirleriniz doğrultusunda gitmeyi yani, akıntıya karşı kürek çekmeyi seviyorsunuz.

3. Dinamik-Aktif-Dışadönük:

İlginç ve çeşitli işlere girebilmek için risk almaktan kaçınmıyorsunuz. Rutin bir hayat sizi etkisiz hale getirebiliyor. En çok sevdiğiniz şey tüm olaylarda başrol oynamak…

4.Ayakları Yere Basan-Dengeli-Uyumlu:

Komplike olmayan ve doğal bir yaşamı, bir aşkı ve işi amaç edinmişsiniz. İnsanlar size saygı duyuyor, çünkü sizin ayaklarınız öyle bir yere basıyor ki, herkes sizden destek alıyor. Siz de bu insanlara güven sağlamayı biliyorsunuz. Çok sıcak ve insancıl olarak tanınıyorsunuz. Basmakalıp ve çok abartılı olan her şeyi reddediyorsunuz. Modanın getirdiği yeniliklere de bağlı değilsiniz. Aksine, sizin için giyim pratik ve rahat olmalı.

5.Profesyonel-Pragmatik-Kendini Tanıyan:

Hayatını eline alıp şansını kadere bırakmak yerine yaratmayı sevenlerdensiniz. Problemlerinizi pratik ve karışık olmayan yöntemlerle çözüyorsunuz. Günlük hayatınızda gerçekçi olmayı tercih ediyorsunuz. İşte ise, herkes sizi sorumluluk sahibi olarak tanıyor. Sizin kendinize olan güveniniz sayesinde etrafınızdakiler de sizden güç alıyor. Fikirlerinizi uygulamaya koyana kadar rahat edemiyorsunuz.

6.Barışçıl-Tedbirli-Agresif Olmayan:

Anlaşması kolay bir insansınız. Kendi özel hayatınıza ve özgürlüğünüze düşkün olduğunuz için de arkadaşlarınızı pek yormuyorsunuz. Bazen hayatın anlamını düşünmek ya da kendi kendinize eğlenmek için her şeyden uzaklaşıp yalnız kalmak istiyorsunuz. Bu yüzden de kaçabileceğiniz güzel mekanlar nerede biliyorsunuz. Ama siz yalnızlık düşkünü bir insan da değilsiniz. Sadece hayatın size vermiş olduklarını takdir eden, dünyayla barışık bir insansınız..

7.Dikkatsiz-Oyun sever-Neşeli:

Spontane ve özgür bir hayatı seviyorsunuz. Hayata bir kere gelinir ilkesinden yola çıkarak dolu dolu yaşamayı istiyorsunuz. Çok meraklı ve her yeni şeye açık bir insansınız. Tüm değişikliklerin sizi büyüttüğüne inanıyorsunuz. Bağlı kalmak kadar sizi sıkan bir şey yok. Sürpriz yapmaktan ve sürprizlerle karşılaşmaktan çok hoşlanıyorsunuz

8. Romantik-Hayalci-Duygusal:

Çok duygusal bir insansınız. Olayları gerçekçi tarafından görmeyi reddediyorsunuz. Sizin için duygularınızın size söyledikleri önemli. Ayrıca yaşamda hayallere yer olması gerektiğini savunuyorsunuz. Romantizmi reddeden ve her şeyi akılcı bir yolla çözmeye çalışan insanlarla anlaşamıyorsunuz. Hayallerinizi, duygularınızı sınırlayacak her şeyi reddediyorsunuz.

9. Analitik-Güvenilir-Kendinden Emin:

Hayatınızı insanların gözden kaçırdığı küçük değerli taşlarla doldurmayı seviyorsunuz. Bu nedenle kültür sizin hayatınızda önemli bir yer oynuyor. Yine de siz şık ve zarif duygularınızın çevreden etkilenmemesini sağlıyorsunuz. Sizin için zarif ve görgülü bir hayata sahip olmak çok önemli. Ve yine aynı tarzdaki insanlarla birlikte olmayı tercih ediyorsunuz.

 

Şahsen bana en çok 2. resim yakın gelmişti ve ikinci paragraf şöyleydi:

2. Özgür-Geleneklere Karşı-Tutulamayan:

Kendinizi geliştirmenizi sağlayacak özgür ve kimseye bağlı olmayan bir hayat peşindesiniz. Hobilerinizde ya da işinizde sizi başarıya ulaştıracak yeteneklere sahipsiniz. Bağımsızlığa olan düşkünlüğünüz bazen sizden beklenilenin tam tersini yapmanıza neden olabiliyor. Öyle her gördüğünüz şeye üzerinde düşünmeden uyacak tiplerden değilsiniz. Aksine kendi fikirleriniz doğrultusunda gitmeyi yani, akıntıya karşı kürek çekmeyi seviyorsunuz.”

Evet, özgürüm, geleneklere karşıyım{hepsine değil :)} ve tutulamayan birisiyim :) İşte bu benim!

Peki ya siz?