Archives

Kişisel

Benim için yaz tatilinin ilk haftası güzeldir. Okul yeni kapanmış, tatil yeni başlamıştır. Okulun son haftaları “yaz tatilinde şunu şunu yapıcam” diye anlatınları gerçekleştirme çabası içinde olur herkes…

Peki ben yaz tatilinde ne yaparım? Yaz tatillerim nasıl geçer?

Yaz tatilinin ilk haftası mutlaka köye giderim. Köyde dedemin tarlalarında vakit geçiririm. Ağaçlara tırmanır, dalından meyve yerim. Ağaca çıkıp yemek gerçekten çok keyifli oluyor benim için fakat keyfimi bozan böcekler var. Ağaçların dalları arasında dolaşan iğrenç, küçük böcekler.

Ağaca tırmanmışım, üstümde t-shirt var, o böceklerden biri t-shirtün altından bi girse, ya bi yerimi ısırsa. Hadi o böceklerden biri zehirliyse! Düşününce bile kötü oluyor insan.

Neyse işte ilk bir hafta böceklerle ve ağaçlarla geçtikten sonra eve dönüyorum ve babamın yanında işe başlıyorum. Ramazan ayına kadar çalıştıktan sonra Ramazan’da oruç tutarken zorlanmamak için bir ayı evde geçiriyorum.

Ramazan ayından sonra ise, okulun açılmasına kaç gün kaldığını saymaya başlıyorum. Ve bu noktasan sonra artık yaz tatilinden keyif alamaz oluyorum. O ilk hafta gibi olmuyor hiçbirşey. İçimde ki yaz tatilinin getirdiği huzur ve mutluluk kayboluveriyor.

Aslında yaz tatilinde bazen okulu da özlemiyor değilim. Bazı olaylar oluyor ki “okul bi açılsa artık ya” diyorum kendi kendime. Bazen çokta sıkıcı ve çekilmez de olabiliyor yaz tatilleri benim için. Hem okul açılsın istiyor, hemde açılmasın istiyorum. Yani bi yanım tuz, bi yanım şeker…

Sonra okul açılıyor ve yine bir yanım tuzken diğer yanım şeker oluveriyor. Dersler sıkıyor, ama okuldaki arkadaş ortamı pahabiçilemez :)

Ve işte burasıda yaz tatilimin ilk bir haftasını geçirdiğim köy :)


Daha Büyük Görüntüle

Kişisel

Hep “Hoşgeldin Ramazan” başlıklı bir yazı yazmak istemiştim ama üşengeçliğimden yazamamıştım. Bari şu mübarek ayın bitmesine zaman kala “Güle Güle Ramazan” başlıklı bir yazı yazayım dedim ve oturdum klavyenin başına…

Bir bereket ayının daha sonuna geldik… Peki Ramazan benim içi nasıl geçti?

Ramazan’da benim içim huzur dolar ama ben bu Ramazan ayından çıktıktan sonra anlarım. Şuan o huzuru hissediyormuyum diye şöyle bir kendimi yokladım da, şuan öyle birşey hissetmiyorum. Ama eminim ki Ramazan’dan sonra kendime bir eksiklik hissedecek, bu eksikliğin sebebini arayacak ve bulamayacağım. Bu eksikliği sadece Ramazan tamamlar…

Ramazanda yine her zaman olduğu gibi geceyi gündüz gündüzü gece ettim. Geceleri bilgisayar başında, gündüzleri ise yatakta geçirdim.

Her sahurda gündüz su ihtiyacı duymayayım diyerek bir sürahi dolusu su içtim. Evet, zor oldu, içerken karnım ağrıdı, adeta karnım “yeter artık daha fazla içme Allah’ın cezası” diyordu ama ben yine içtim :)

Geceleri “üç tekerlekli” nin üzerinde davul çalan davulcu bahşiş almaya geldiğinde mecburen verdik bahşişini. Aslında bir kuruşunu bile haketmiyordu Allah’ın cezası ama yinede verdik… Bana kalsa hayatta vermezdim… Neden mi? Çünkü adam davul çalmayı bilmiyor. Daha çok mahallede çalıp daha çok bahşiş toplayayım düşüncesiyle evlerin önünden “üç tekerlekli” siyle 4-5 saniyede geçen, davula insanları uyandırmak için değilde, görevi oymuşcasına vurarak saçma sapan, kulağa hiç hoş gelmeyen, ritimsiz sesler çıkaran bir davulcu belası bahşişi hakeder mi sizce?

Ramazan’da cuma günlerinden nefret ettim. O sıcağın altında cuma namazına gidip gelirken öyle susadım ki… Cuma namazına tabii ki gideceğiz yalnız o sıcağın altında, oruçlu halimizle gidip gelmek çok zor.

Aslında yazıyı sonlandırmadan önce içimdeki duygulara tercuman olarak birkaç paragraf daha yazmak isterdim sizlere ancak klavyeye dökemiyorum bu duyguları. Varsın bende kalsın bu duygular!..

Neyse efenim, eninde sonunda, acısıyla tatlısıyla bir Ramazan Bayramına daha kavuştuk! Bu da Ramazan’ın en güzel yanlarından biri işte! Ardında öyle birşey varki, heyecanı insanı kendisine çekiyor.

Yazıma son vermeden önce sizlerinde Ramazan bayramınızı kutlamak isterim.

Güle Güle Ramazan...

İyi bayramlar!

Kişisel, Videolar

Geçen sene yaz tatilinde televizyonda Çek Bakalım adlı bir program yayınlanıyordu. Severek izliyordum. Orada çektiği kısa filmleri ile ünlenmiş Ali Biçim vardı. Adam “So Pide Just Pide” diye bir şarkı yaparak herkesin beğenisini kazanmıştı. Klibi geçen sene her sosyal medyada dolaşıyordu ve bu sene Ramazan ayına geldiğimizde herkesin aklına geldiki herkes yine paylaşmaya başladı.

Çok güzel ya! Gerçekten güzel yapmış Ali Biçim. Özellikle klipteki MC Doğa Yaralı Şişman‘a koptum :D

“Rüya içinde rüya sanki inception, bu böyle olmaz son ihtimal liposekşın”  :D

Çek Bakalım keşke bu senede olsaydı ya güzel olurdu. Birde yine Ali Biçim katılsaydı daha da güzel olurdu tadından yenmezdi vallahi :)

Geçen Ramazan daha güzeldi be. Bu sene o geçen sene Ramazan ayında içimi dolduran anlamsız huzur duygusu yok. Yada vardır da ben hissetmiyorumdur. Ramazan’dan çıkınca hissederim yine. Yok işte o anlamsız tatlı huzur bu Ramazan içimde…


Bu yazım, son bir haftadır hergün sokakta torpil ve kızkaçıran patlatarak beni rahatsız eden çocuklara gelsin…

 Lanet olası çocuklar, bu yazım sizedir. Son bir haftadır sokakta, akşama kadar torpil ve kızkaçıran patlattığınız için beni aşırı derecede rahatsız etmiş bulunmaktasınız. Ya eşşek kadar olmuşsunuz hala torpil patlatıyorsunuz! Ve kızkaçıran patlarak, kızların korkasına sebep olup, onların çığlık atmasına neden oluyorsunuz. Önce “pat!” diye bir ses, ardından çok tiz bir sesle 2-3 tane yükselen çığlık. Ne lan bu! Gidin evinizde patlatın torpillerinizi :D

Şimdi siz torpil patlatmaya sabah saat 10:30 başlıyor ve saat 15:00’a kadar devam ediyorsunuz. Her dakika torpil patlatıyorsunuz. Bir torpil 50 kr. olduğuna göre ve sizde her dakika bir tane, bazen 5-10 tane birden patlattığıza göre, siz galiba para sıçıyorsunuz. Evet! Ya torpilleriniz bitmediği gibi, paralarınızda bitmiyor. Para oluncada hemen bakkala gidip torpil alıyorsunuz. Gidin o paraya pide alın! Ramazan ayındayız şurda! :D Devamını Oku