Archives

Kişisel

Bir sabah, ablam ve annem bana “Kaç yaşındasın?” diye sordular. “6” dedim. Oysa o gün ben “7” yaşıma basmışım. “Okula başlayacaksın” dediler. Herkes gibi ben de başladım lanet olası okula…

İlkokul birinci sınıfta benden bir üst sınıf olan bir çete vardı. Komik gelebilir. Ama gerçekten bunlar çete gibi bir şeydi. 4-6 kişilerdi. Bunların bi lideri vardı. Dört gözdü ve uzun boyluydu. Bazen benimle arkadaşça sohbet eder, bazen de döverdi. Ben ise hiç karşılık veremezdim. Bana emirler verirdi, “Git şuna bi tane tekme at” derdi mesela. “Nasıl yapıcam?” falan derdim. Korkardım, tekmede atamazdım kimseye. Ben kavga edemezdim, dayak atamazdım…

Giderdim korka korka, dizlerim titreye titreye, o lanet olası tekmeyi atmaya… Okulun bahçesinde basketbol potasının altına toplanmış bir grup sekizince sınıf “abi” görürdüm. Onlardan yardım istemeyi düşünürdüm ama isteyemezdim hiç bir zaman.

O lanet olası çetenin lideri gelirdi, “Niye tekme atmadın lan!” diye döverdi beni. Bazen bu çete ile aynı sınıfta olan birkaç kişi gelir kurtarırdı beni bu çocuğun elinden. Döverlerdi onu. Ben ise izlerdim. Ve bana derlerdi ki; “Bir daha bu sana bir şey yaparsa bize gel“. Gidemezdim ben onlara hiç, dayak yerdim ben hep…

Hani Benim Çocukluğum Anne? -2

Birinci sınıfı hep dayak yiyerek geçirdim. İlk kez yaz tatilinin ne demek olduğunu anladım. Yaz tatilinde annemle birlikte bir camiiye gittik. Camii hocasına annem “Kuran kursu kaydı için gelmiştik” dedi. Hoca “Kusura bakmayın, bu yaştaki çocukları alamıyoruz” dedi. Annem uğraş verdi. “Alın, ne olacak? Çocuk birşeyler öğrensin” dedi. Ama hoca “Alamam, benim elimde değil” dedi.

İki yıl boyunce Kuran kursuna gidemedim ben. Aslında iki yıl sonra da almayacaktı beni ama yaşımı büyük gösterip aldı sonunda. Kuran kursuna gittim geldim hergün. Elimde küçük bir kitap vardı o zamanlar. Kitapta sure ve dualar yer alıyordu. O küçük kitaptan ezberledim kısa sure ve duaları…

Haftalarca kursa gittim-geldim. Sıkmaya başlamıştı… “Okul açılsa artık” diye düşünüyordum. Ama açılmıyordu bir türlü lanet olası okul!..

Ve bir cuma namazı çıkışında, yapmadığım bir şey yüzünden, yine dayak yedim!.. Yapmadığım bir şey yüzünden küçükte olsa, tek parça da olsa, canımı yakmamış olsa da, yapmadığım bir şey yüzünden yine dayak yemek, koymuştu bana bu sefer. O dayak, benim için bir dönüm noktası olabilirdi, ama olmadı…

Hani bana “koymuştu” ya o dayak, işte, artık daha fazla koymasın diye, sanki bir şey yapmışımda, o yüzden dayak yemişim gibi kendimi kandırmaya çalıştım. Ama başaramadım. Ve artık o dayak, canımı yakmaya başlamıştı. Neden yapmadığım bir şey için dayak yemiştim? Neden bir açıklama yapmama izin vermediler? Neden beni ezdiler? Neden!?

İlkokul 3. sınıftaydım sanırım. Son dersti. Hava kapalıydı. Sınıfın ışıklarını yakmıştık. Dersin son dakikaları hoca “Toplanabilirsiniz” dedi. Toplandım. Arkamdaki arkadaş beni dürterek rahatsız ediyordu, ben ona “Yapma!” dememe rağmen o yapmaya devam ediyordu. Hoca ise sınıfa gelen başka bir hoca ile konuşurken bize “Susun!” diyordu. Ama arkamdaki arkadaş hocayı dinlemedi, beni dürtmeye devam etti. Ona son kez “Yapma!” dedim masumca. Hoca “Ahmet! Gel lan buraya!” dedi. Korkuyordum. “Ama, ama hocam ben–“. Konuşmama izin vermedi. “Gel lan buraya” dedi yine. Gittim. “Niye susmuyon lan!” dedi. Tam konuşacaktım ki, diğer hocanın sesi yükseldi yanımdam hafifçe, “Yapma, yazık” diyordu ki, o daha lafını bitirmeden ben sol yanağıma, sert bir tokat yedim.

Yine aynı şey olmuştu. Yine yapmadığım bir şey için dayak yemiştim. Arkadaşlarım bana bakıyor, benim yüzüm, hem dayağın acısı ile, hem de utanç ile kıpkırmızı oluyordu. Dayak yememe sebep olan beni dürten arkadaş ise sessizce oturuyordu öylece…

Boğazım kasılıyordu. Sanki boğazım düğümleniyordu. Ağlamamak için zor tutuyordum kendimi. Derin derin nefes alıp veriyordum düğümü çözebilmek için. O anda zil çaldı ve düğümüm çözüldü. Ablamlarla birlikte, eve doğru yola koyulduk…

Devamı gelecek…

Kişisel

Not: Karanlıkta, geç saatlerde okumanızı öneririm. Adrenaliniz daha çok artar…

Bundan bir-iki yıl önceydi sanırım… Soğuk bir kış günüydü… Akşam saat on sularıydı… Ben anlamsızca pencerede dışarıya bakarken uzaktan köpek sesleri geliyordu. Köpek sesleri giderek yaklaştı, yaklaştı ve yaklaştı…

Sonra, o seslerin kaynağı olan köpeklerden biri geldi evin önüne koşa koşa, bir sağına baktı, birde soluna. Sanki birşeyden kaçıyor gibiydi de saklanacak bir yer arıyor gibiydi. Su kalanalının üzerindeki köprüden karşıya geçti. Biraz uzaklaştı…

Köpeklerin Kovalamacası

Arkasından bir kaç köpek daha geldi koşa koşa. Bu bildiğin köpek sürüsüydü. Bu köpekler de sağına soluna baktı, sanki birşey arıyor gibiydiler. Sonra hepsi başka bir yöne dağıldı. İki-üç tanesi bunlardan önce gelen köpeğin gittiği yoldan gitti. Bir-iki dakika sonra, ilk gelen köpek önde, sürü halinde gelen köpekler arkada, müthiş bir kovalamaca vardı.

Sürü, köpeği kovalaya kovalaya, havlaya havlaya uzaklaştı. Sonra sesleride duyulmaz oldu…

Hala merak ederim, nereye kadar sürdü bu kovalamaca? Kovalamacanın sonunda ne oldu? O kaçan köpek şuan hala hayatta mı? Sürü, o köpekten ne istiyordu? O köpek sürüden neden kaçıyordu? Bunlar bir çelişki mi?

İzledim-İzliyorum

“Oha yani! 15 yaşına geldin hala çizgi film mi izliyorsun!?” demeyin! Bu çocuklar için tasarlanmış bir çizgi film değil!

Happy Tree Friends‘in her bölümü korku, gerilim, heyecan, kan, iç organlar{özellikle bağırsak ve beyin çok kullanılıyor} içeriyor.

Happy Tree Friends‘in 75 bölümü var hepsi 1-6 dk. lık bölümler. Ve ben hepsini izledim. Yetmedi, gözüme çarpan birkaç tanesini tekrar izledim. Ama yine yetmedi. Yeni bölümler çıksada izlesek ya :)

Her bölüm, gayet normal başlıyor. Ve sonra bir olay oluyor ve bir anda heryer kan gölüne dönüyor. Yani bunu çocuklar izlese kafayı yerler vallahi :D Demiştim değil mi size çocuklar için tasarlanmış bir çizgi film değil bu diye. Ee ne demişler 9 düşün 1 konuş ;)

Birde Happy Tree Friends televizyonlarda yayınlanmıyor ve replik yok. Ama garip sesler var :D Happy Tree Friends‘i official web sitesinden veya YouTube kanalından izleyebilirsiniz. Şimdi sizinle rasgele 1-2 bölüm paylaşayım Happy Tree Friends‘ten…

 

 

Nasıl ama! Güzel dimi? :D