Archives

İnternet, Teknoloji

Birçok kişi memleketine ya da köyüne gittiğinde internetin çekmediği durumlarla karşılaşmıştır. Özellikle dağlık, engebeli arazilerde ve karadan uzak adalarda internet bağlantısı gerek ülkemizde gerekse de yeryüzünün birçok yerinde sorunludur. Son yıllarda yeni projeleriyle dikkat çeken Google, bu kez internet kullanımını dünya genelinde %90’ların üzerine çıkarmayı hedefleyen “Google Loon Projesiyle” internette çığır açmayı hedefliyor. Dünya’da şuan internet kullanmayanların sayısının 4,8 milyar olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye’de ise 77 milyonun yalnızca 35 milyonunu internet kullanmaktadır. Google, bu projeyle bu rakamları artırmayı hedeflerken, aynı zamanda başka amaçlarının olduğunu da ifade etmektedir. Peki, tam olarak Google Loon Projesi nedir? Proje nasıl çalışmaktadır? Devamını Oku

İnsanlar internet hayatlarına girdiğinden beri ker şeye daha kolay ulaşma imkanı yakalamışlardır. Hatta ulaştıkları verileri bilgisayarlarına İndir‘erek kalıcı olmalarını sağlayabilirler. İndirme yaparken çok dikkatli olmamız gerekmektedir.

Çünkü bilmediğimiz sitelere girerek indirme yapmak bizim dış tehlikelere karşı olan savunmasızlığımızdan faydalanmak isteyen virüslere adeta davetiye çıkarır. İnsanlar bunun için sürekli aynı sitelerde indirme yaparak daha güvenli internet kullanımını sağlamış olurlar. Günümüzde internet üzerinden aklınıza gelen her şeyi indirebilirsiniz.
Hatta yabancı dil programlarını indirip videoları izleyerek evde kendi kendinize dilinizi geliştirebilir zor da olsa yeni bir dil öğrenme imkanı sağlayabilirsiniz. Yine bu dili internet üzerindeki sosyal sitelerden sürekli konuşarak pratik yapma imkanına da sahip olabilirsiniz. Elbette bazı şeyleri indirmek için internet hızınızın buna elverişli olması gerekir.

Büyük dosyalar yavaş bir internetle indirilmeye çalışıldığında bu durum insanlara büyük problemler çıkaracaktır. Bir de internetinizi sınırsız almış olmanız gerekmektedir. Aksi takdirde sürekli indirme yaptığınız için kotanız dolacak ve faturanız kabarık gelecektir.
Sevdiğimiz bir sanatçının albümüne de internet üzerinden ulaşabiliriz. Yani internet üzerinden Müzik İndir‘ebilir ve boş zamanlarımızda müzik dinleyerek biraz olsun huzur duyabiliriz. İnsanlar sevdikleri müzikleri dinleyerek biraz da olsun kendilerini bu hayattan uzaklaştırabilirler.
Şarkıları dinlerken o şarkı bizi alıp eski hatıralara ya da çok uzak haya
llere götürebilir. Sevdiğimiz sanatçının sesinden sevdiğimiz bir parçayı dinlemek bize sonsuz bir huzur verebilir. Kaliteli müzik sitelerinden şarkılara ulaşarak olası tehlikelerden de kendimizi korumuş oluruz. Çünkü bilindik ve güvenli sitelerde bilgisayarlarımız da korunmuş olur.
Bazı dosyalar içerik itibariyle fazla yer kaplayabilirler. Bunların bilgisayarımızda kapladığı alanı azaltmak için Winrar ile bu dosyaları sıkıştırabiliriz. Bu program sayesinde büyük dosyaları sıkıştırıp taşınmasını ya da saklanmasını daha kolay hale getiririz.

Yine içeriği büyük olan dosyaları bu sayede program yolu ile bilgisayarımıza indirip fazla zaman kaybetmekten de kurtulmuş oluruz. İnsanların hayatında zaman önemlidir. Özellikle iş hayatınızda kaybedecek bir dakikanız bile olmayabilir. İşte böyle acil durumlarda bu program imdadımıza yetişir. İstediğimiz dosyayı bu program ile sıkıştırarak daha kısa sürede karşı tarafa iletme şansını yakalarız.

Kişisel

Yaklaşık iki yıllık blog hayatımda ilk defa mim yazıyorum. Kelimeler Benim‘in başlattığı ve Furkan Özden ve Usluer”in de beni mimlediği yazının konusu, yıllardır bilgisayar kullanan biz blog yazarlarının internet kullanma alışkanlıkları ve prensipleri

Ben biraz geç tanıştım bilgisayarla diğer blog yazarlarına göre ama çabuk öğrendim. İlk bilgisayarım 2005 yılında aldığımız 512 MB RAM’li, yine ekran kartsız, LCD bir monitör ve hala kullandığım klavyeyle birlikte gelmişti. Bu klavyeye öyle bir alışmışım ki başka klavyeleri kullanırken sıkıntı çekiyorum.

bilgisayar masası

  • Tarayıcı olarak tercihim Chrome’dur. Google daha iyisini yapana kadar bundan iyisi olamaz.
  • Bilgisayar başına oturduğumda sırasıyla blogum, Facebook, Twitter, Gmail ve yer imlerimde bulunan bazı siteleri açarım. Sekmelerin yeri ve sırası asla değişmez.
  • Olabildiğince az sekme ile çalışmaya çalışırım. Çünkü ne kadar çok sekme açarsam sekmelerin arasında kaybolup gitmekten korkuyorum.
  • Linkleri görebilmek için üye olmamı isteyen sitelerden hiç hazzetmem. Linkleri görebilmek için üye olmamı istemeyen bir site aramaya devam ederim…
  • Bilgisayar masamı olabildiğince düzenli tutmaya çalışırım.
  • Eğer bilgisayarımı benden başkası kullanmışsa ıslak mendille klavyeyi ve mouseu temizlerim.
  • Bilgisayar başında çay ve kahve yudumlamayı severim, ama masamda çay veya kahve olduğunu her zaman unutur, çay soğuyunca aklıma gelir ve soğuk soğuk yudumlarım.
  • Büyük harf yazarken asla Shift tuşunun kullanmam. Caps Lock candır :)
  • Bağlantıları farenin tekerine tıklayarak yeni sekmeden açarım. Bunu 1-2 yıl önce keşfettim eski mousumde böyle bir özellik olmadığı için.
  • Şarkı indirirken kalitesini dikkate alırım. 320kbps olmalı.
  • Film veya dizi izleyeceğimde arşiv yapmak gibi bir sıkıntım yoktur. Film izleme sitelerinden izlerim.
  • Bir başkasının bilgisayarını kullanırken eğer bilgisayar yavaş ise “Ne lan bu böyle?” deyip “CCleaner” indirir, sistemi az da olsa rahatlatmaya çalışırım…

Aslında daha çok alışkanlığım vardır ama şuan aklıma gelmiyor. Neyse, fazla zorlamayalım bozulacak şimdi.

Aslında bu yazıya bir çok kişi mimlerdim ama çevremde ki neredeyse herkes daha önce mimlenmiş. Mimlenmemiş sadece İbrahim Yüzer ve Ibolac kalmış.

İnternet

Mutlaka Google üzerinden dünya haritasına hatta güneş sistemi haritasına bile bakmışsınızdır. Bunlar Google sayesinden sıradan şeyler ama hiç internetin haritasına baktınız mı?

Bir rus girişimci, Google Haritalar servisini baz alarak geliştirdiği harita ile tüm interneti gözler önüne seriyor. İnternet’in uzay, sitelerin ise gezegen olarak şekillendiği haritada 196 ülkeden 350.000 site yer alıyor.

Türkiye’den de birçok site yer alan haritada siteler ülkelerine göre renklendirilmişler. Türkiye siteleri pembe ile, Çin siteleri sarı, Amerika siteleri ise açık mavi renklerle sembolize ediliyor.

Bu servise şu adresten ulaşabilirsiniz: internet-map.net

Bu güne kadar pek çok 404 hata sayfası ile karşılaşmışsınızdır. Bazı 404 sayfaları oldukça itici iken bazıları çok dikkat çekici gelmiştir. Ama böyle 404 hata sayfasını hiçbiryerde göremezsiniz!

Rus bir inşaat şirketine ait firmanın sitesinde çok yaratıcı bir 404 hata sayfası yer alıyor. Hata sayfasında dans eden çöp adamlar ve şarkılar yer alıyor. Sayfada işaretçinizi sağa sola hareket ettirdiğinizde sayfada hareket ediyor.
Flash kullanılarak yapılmış bu 404 hata sayfası oldukça dikkat çekici ve yaratıcı olmuş. İşte o 404 hata sayfası!

Türk girişimciler tarafından hayata geçirilen LettoBlog ücretsiz bir blog servisidir. WordPress tabanlı olup bizlere ücretsiz ve kaliteli blog hizmeti sunan LettoBlog kendini farklı kılan özellikleriyle ön plana çıkıyor.

LettoBlog ile bir blog kurduğumuzda bizlere 1GB alan, 150+ ücretsiz tema ve 45+ eklenti veriyor. Temalar arasında WooThemes’in birkaç teması mevcut. Eklentilere baktığımızda ise bir wordpress blogunda olması gereken bütün eklentiler mevcut. Akismet, all in one seo pack gibi… LettoBlog herşeyi düşünülmüş eksiksiz bir blog hizmeti. LettoBlog acemiler, üşengeçler ve alanadı ve hosting için parası olmayanlara güzel ve kaliteli bir alternatif…

Aşağıdaki resimde LettoBlog’u diğer blog hizmetlerinden farklı kılan özelliklerin karşılaştırmasını görebilirsiniz. Devamını Oku

Daha önce şu yazımda 3 kişiye kimdir.com davetiyesi vermiştim.

Şimdi yine 3 tane daha kimdir.com davetiyesi veriyorum!
Kimdir.com ne?
Sosyal web sayfanızı oluşturabileceğiniz, about.me benzeri, Türkçe, henüz beta aşamasında olan ve sadece davetiye ile kayıt olunabilen ve davetiyelerinin kapış kapış kapıldığı ve herkesin kayıt olmak istediği kimdir.com.

Davetiye almak için yorum olarak e-mail adresinizi yazmanız yeterlidir. Var mı davetiye isteyen? :)

Not: Tüm davetiyeler tükendi arkadaşlar. Artık bir dahaki sefere inşaallah…

Kendi yüzünüzü tasarlayıp, Facebook, Twitter yada diğer hesaplarınız için yüzünüzü profil resmi olarak kullanmak ister misiniz? Bunu birçok kişinin istediğini düşünüyorum.

Bugün keşfettiğim site “Face Your Manga” ile internet üzerinden küçük ve basit bir uygulama ile kendi yüzünüzü kolayca tasarlayabilir, daha sonra tasarladığınız yüzü çok ucuz bir fiyata satın alabiliyorsunuz. Ama eğer “ben bunun için para vermem” diyorsanız tasarladığınız yüzün önizleme resmini indirip kullanabilirsiniz.

Sağ tarafta gördüğünüz Steve Jobs yüzünü, bir FYM{Face Your Manga} üyesi tasarlamış. Ve Steve Jobs’a gerçekten benzemiş. Eğer sizde uğraşırsanız, kendinize benzer yüzler ortaya çıkarabilirsiniz…

FYM’nin sitesinde birçok ünlü ismin yüzünü bulabilirsiniz. Mesela Obama ve Michael Jockson gibi.



Neler Yapılabilir?
FYM ile tasarladığınız yüzü;
-Blogunuzda maskot olarak kullanabilirsiniz,
-Facebook, Twitter, Google+ gibi sitelerde profil resmi olarak kullanabilirsiniz
Buda Benden :)
Kendi yüzümü tasarlamak istedim ama benim yüzüm çok özel olduğu için bana benzeyen bir yüz tasarlayamadım :D Kendi yüzümü tasarlamak isterken ortaya şöyle bir şey çıktı:
Ve bu bana hiç benzemedi. Belki biraz daha uğraşırsam kendime benzeyen birşey yapabilirim.

YENİ DAVETİYELER İÇİN TIKLA!

Sosyal web sayfanızı oluşturabileceğiniz, about.me benzeri, Türkçe, henüz beta aşamasında olan ve sadece davetiye ile kayıt olunabilen ve davetiyelerinin kapış kapış kapıldığı ve herkesin kayıt olmak istediği kimdir.com.

Bu ay bana kimdir.com sadece 3 tanecik davetiye hakkı vermiş. Var mı davetiye isteyen? Davetiye istiyorsanız yorum olarak e-posta adresinizi belirtebilirsiniz.

Not: Ne yazık ki tüm davetiyeler tükendi arkadaşlar. Umarım kimdir.com bana birdaha davetiye hakkı verir.

Uzun zamandır yazmıyorum ve blog yazmayı çok özledim. Bir iki satır bir şeyler karalayalım şöyle…

Blogumu takip edenler bilirler, bu sene lise birinci sınıfım. İlk paragrafı okulla ilgili cümlelerimize ayıralım…
Okulun ilk günüydü… Sabah kalktım, yeni okul formamı giydim ve bir bardak çay içtikten sonra okula gittim. Okula gittiğimde okulun bahçesinde yaklaşık 100 kişi vardı. Okulun bahçesine adım attığımda okulun bahçesinin nüfusu 101 e yükseldi :)
Okulun bahçesinde dolaşmaya başladım tek başıma… Dolaştım, dolaştım ve dolaştım… Dolaşırken, birbirlerini önceden tanıyan arkadaş gruplarını gördüm. Birbirini tanıyanlar bir çember oluşturuyorlar ve başlıyorlar sohbete. Ara sıra sohbet edenlerin yanından geçiyor, konuşmalarına kulak misafiri oluyordum :)
Ben böyle saçma sapan hareketler yaparken okulun bahçesi sürekli kalabalıklaşıyor. Ve ben o kalabalıkta, benim gibi bir sağa bir sola dolaşanlardan eski okuldan tanıdığım arkadaşlarımı görüyor ve mutlu oluyorum. Onları gördüğümde okulda yalnız olmadığımı hissediyorum. Sonra, biz birbirini eski okuldan tanıyan arkadaşlar yanyana okulun bahçesinde dolaşmaya başlıyoruz ve tam bir saat dolaştıktan sonra yorgunluğumuz hissediyor ve bir banka oturuyoruz. Tabi bu arada yeni arkadaşlarda bulduk dolaşırken. Yeni arkadaşlarımızda bizler gibi birinci sınıf tabiri caizse “çömez” diyebiliriz :) Devamını Oku