Archives

Aktüel, Sinema

Steve Jobs 2011 yılında öldüğü dönemde başlamıştı film dedikoduları. Açıkçası bana pek gerçekleştirilmek istenecek bir şey gibi gelmemişti bu biyografi filmi ama şimdi gerçek oldu. Gerçekten takdir ettim filmde emeği geçenleri filmi henüz göremesek bile. Takdir ettim çünkü adamlar yapacağız, yapıyoruz dediler ve sonunda yaptılar.

steve jobs filmi

Filmin fragmanına baktığımda 2011 yılında yayınlanan ve Walter Isaacson‘in Steve Jobs ve yakınları ile işbirliği içinde yazdığı Steve Jobs biyografisindeki olayların ve Steve Jobs‘un ilginç takıntılarının bazılarını fragmanda gördüm. Umarım filmde hepsi ve daha fazlası vardır.

Ayrıca şunu da söylemek isterim ki henüz ismini ilk defa duymuş olsam bile Steve Jobs‘u canlandıran aktör seçimi harika. Harika çünkü adam her haliyle yani Steve Jobs‘a benzetmeye çalışılmadan bile Steve Jobs‘a benziyor. Buradan bakabilirsiniz: Ashton Kutcher

Fragmanda çok sevdiğim bi şarkının çalması beni daha çok etkiledi :) (Macklemore – Can’t Hold Us)

Film Amerika’da Ağustos ayında vizyona girecek, umarım hemen bir altyazı çıkar…

Videolar

Tekrar tekrar izledim bu reklam filmini. Çok güzel. Zaten işin içinde Cem Yılmaz varsa o iş mutlaka güzeldir.

Eğer bu reklam filminde Cem Yılmaz değilde başka bir komedyen yada başka biri oynasaydı eminimki bu reklam bu kadar ilgi çekmezdi. Yada en azından benim ilgimi çekmezdi.

Ayrıca 1:47 ‘nci saniyede “Açıl açıl yavrum roket yakmasın” diyor ya orada sesli güldüm ya :)

İzledim-İzliyorum

Bu yılda yapılmış bir bilim-kurgu filmi ararken Doğaüstü filmini gördüm ve filmin kapağı beni çok etkiledi. Hemen filmin konusunu okudum ve işte tamda aradığım film böyle birşeydi. Gerçekten hem bilim-kurgu dalına uygun hemde gençlik dalına uygun bir film.

Üç lise arkadaşı katıldıkları bir parti sırasında çevrede gezerken bir kuyu bulurlar ve kuyudan sesler geldiğini farkederler. Tabii bu sırada Andrew’in kamerası herşeyi kaydetmektedir. Çılgın arkadaşlarından biri kuyuya iner orada ne olduğuna bakmaya gider. Tabii hemen arkasından arkadaşlarıda onun peşinden gider.

Kuyuya indiklerinde ışıklar saçan bir buz kütlesi gibi birşey ile karşılaşırlar ve Andrew’in kamera kaydı durur. Artık orada ne olduysa Andrew ve arkadaşları artık süper güçlere sahiptirler. Uçabiliyorlar, nesneleri hareket ettirebiliyorlardır artık!

Başlarda bu yetenek üç arkadaş için bir eğlence iken Andrew kontrolunu kaybeder ve bu yeteneklerini kullanarak bir arkadaşını öldürür ve tüm şehri mahfeder. Diğer arkadaşı ise onu bu arada durdurmaya çalışmaktadır ve durdururda! Ve sonunda Andrew ölür!

Benim gibi bilim-kurgu bağımlıları için süper bir film izlemenizi öneriyorum.

İzledim-İzliyorum

Geçenlerde Facebook’ta açık olan arkadaşlarıma “film öner” diye mesaj attım. Hepsinden aynı cevabı aldım: “Yenilmezler“.

İsmi çok havalı geldi filmin :D Merak ettim fragmanına falan baktım. Bugün de vakit bulup izledim sonunda Yenilmezler’i.

Başlarda çok sıkıcıydı film. Benim izlediğim sitede sekiz part olarak vermişler filmi ve ben son iki parta kadar sıkıntıdan patladım. Hiç aksiyon yoktu son iki parta kadar. Ama son iki partı gerçekten mükemmeldi. Filmin sonu başı gibi sıkıcı olmadı gayet güzel bitti. – Mutlu Son-

Filme verdiğim puan 6/10

Aktüel, İnternet, Videolar

İlk reklam filmi ile büyük ses duyuran Yandex, ikinci reklam filmi ile karşımızda!

Yeni reklam konsept olarak ilk reklam filminin aynısı. Ama bu sefer reklamda Yandex’te başka şeyler aranıyor ve müzik farklı. Ve yine “Yaşamın tüm cevapları” sloganı ile karşımıza çıkıyor Yandex.

Yandex’in televizyon kanallarında yayınlanan ve Vimeo’da paylaştığı işte yeni reklam filmi:

 

İzledim-İzliyorum

Bugün izlediğim 2. film oluyor kendileri :)

Bu tür filmleri seviyorum lan. Macera dolu, olağanüstü, değişik yaratıklar falan. Hoşuma gidiyor. Ve Gizemli Adaya Yolculuk’ta tam sevdiğim türden bir film.

Bu arada filmdeki esmer kızda çok hoşuma gitti yani bunuda belirtmek istedim <3 :)

 

Filmin konusu:

“Sean Anderson (Josh Hutcherson) okyanus ortasında gizemli bir adadan şifreli bir sinyal alır. Onu durduramayacağını anlayan üvey babası Hank (Dwayne Johnson) maceraperest Sean ile birlikte ipuçlarının peşinden gider. Yolculuklarına helikopter pilotu Gabato ve onun genç, güzel, inatçı kızı Kailani de eşlik edince gizemli adanın peşine düşen ekip tamamlanır. Bir hortum fırtınası sonrası gözlerini kumsalda açan ekip, geçidi keşfettikten sonra cennet misali bir manzarayla karşılaşırlar. Altından şelaleler, volkanlar, farklı canlı türleri ve daha bir çok sır onları beklemektedir: tabii Sean’ın büyükbabasıyla birlikte!

2008 yılında çekilen Dünyanın Merkezine Yolculuk (Journey to the Center of the Earth) filminin devamı olan yapım Jules Verne’nin Esrarlı Ada filminden uyarlanarak çekilmiş bir yapım. Uzun metraja yeni geçiş yapan Brad Peyton’ın yönetmen koltuğuna oturduğu filmin başrolünde ilk filmden gelen Josh Hutcherson yer alırken ona eşlik eden kadroda Dwayne Johnson, Vanessa Hudgens, Michael Caine ve Luis Guzmán isimleri göze çarpıyor.”

İzlemeye değer bir film bence. Bu tür filmlerden hoşlanıyorsanız tavsiye ediyorum.

İzledim-İzliyorum

İsmine baktığımızda sanki bir bilim-kurgu, macera yada bir aksiyon filmi sanıyoruz ama aslında bu bir komedi filmi. Ve bence hiçbir komik yanı yok. Sadece bence değil hemde, izleyenlerin yorumlarınabaktımda birçok kişi benim gibi düşüyor, komik bir yanı yok yani.

Saf bir lise öğrencisi olan Thomas’ın doğum günüdür ve piç arkadaşı Costa, Thomas için bir parti organize eder. Thomas, partide sadece 5-6 kişinin olmasını ister fakat Costa onu dinlemeyerek 50 kişi çağıracağını söyler. Ama sözünde durmayarak partiye binlerce kişinin gelmesini sağlar. Parti başlarda güzel giderken, giderek kalabalıklaşan partiye gelenler sarhoşluğunda etkisiyle çığrığından çıkar ve heryeri yakıp yıkarlar. Polis gelir, haberlere çıkarlar.

Ve Thomas’ın anne ve babası evlerine döndüklerinde şok olurlar. Tamamen yanmış, mahfolmuş bir ev ve sokak çıkar karşılarına. Ve Thomas ailesi tarafından büyük azar işitir.

Birde, filmin her sahnesi küfür ve cinsellik içeriyor. Bence izlemeye değmez bir film. Boşverin izlemeyin siz. Gidin bilim-kurgu izleyin en güzeli valla bak! :D

İzledim-İzliyorum

Aslında film severim ama izlemeyi sevmem. Bu aralarda yapacak birşey bulamadığım için film izliyorum.

İki gün önce izledim Inception’ı. Yeni bir film değil aslında Inception. İki yıllık geçmişi olan bir film. Ama ben yeni buldum izleme fırsatını.

Biraz filmden bahsedecek olursak, film gerçekten bilim-kurgu dalına çok uygun bir film. İnsanların rüyalarında neler yapabileceğini, rüyanın basit birşey olmadığını ve bilinçaltı ve rüyaların kesişmesini aksiyonlu şekilde anlatıyor Inception. Gerçekten izlenmeye değer bir film.

Ve beni son sahnesinde “acaba gerçekmi yoksa rüyamı, yoksa araf mı!?” diye düşündüren, düşünmekten deli eden bir film.

Vikipedi’den alıntı:

“Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır. Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb’un bu ender mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Ancak, aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği her şeye malolmuştur.

Cobb’a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkânsız “başlangıç”ı tamamlayabilirse. Mükemmel soygun yerine, Cobb ve takımındaki profesyoneller bu sefer tam tersini yapmak zorundadır; görevleri bir fikri çalmak değil onu yerleştirmektir. Eğer başarırlarsa, mükemmel suç bu olacaktır.

Ama ne dikkatle yapılan planlamalar, ne de uzmanlıkları onları, her hareketlerini önceden tahmin ettiği anlaşılan tehlikeli düşmanlarına karşı hazırlıklı kılabilir. Bu, gelişini sadece Cobb’un görebildiği bir düşmandır.

Olay yeri ise zihniniz.”