Archives

Kişisel

Yeni bir mim dalgası daha… Bu mimde gerçekten güzel konulara değinileceği için yazıyı hemen yazmak istedim. Beni mimleyen Arda Erakman‘a teşekkürler…

İki yıldan fazla oldu blog yazmaya başlayalı… İlk yazımı 23 Nisan 2011 tarihinde yazmıştım. Peki iki yıldır yüzlerce yazı yazdım, elime ne geçti? İşte ben de bunu ilk defa bu yazıyı yazarken düşünme fırsatı buluyorum. Ama kısaca elime ne geçti diye sorarsam kendime, şöyle bi cevap verebilirim: Ufkum genişledi.

blog yazmak ne kazandırdı

  • Teknolojiye İlgim Arttı.

Blog yazmakla ne alakası var diyeceksiniz ama var. Blogumla ilgilenirken haliyle internet başında daha fazla vakit geçiriyordum. Bu süre içerisinde onlarca teknoloji yazısı ve haberleriyle karşı karşıya geliyordum ve artık bunları takip etmek benim işim oldu.

  • Web Tasarım ve Programlama

Blogger üzerinden blog yazarken blogum için sürekli güzel temalar arardım ama istediğim gibi bir tema bulamazdım hiç. Kendim yapmak istiyordum ama hiç CSS/HTML bilgim yoktu. Sonra nasıl olduysa kendimi tema editlerken buldum ve kendi Blogger temamı ortaya çıkarmıştım. Böylece temel ve en basit dil ile web tasarıma ve programlamaya da merak salmıştım bi aralar.

  • Dilinden Utanma!

Blog yazmaya başlamadan önce de Turkche konuşanlardan nefret ederdim ve halen de etmekteyim. İşte Türkçe blog yazarak, Turkche konuşmadığımı ortaya koydum. Ayrıca blog yazmak düşünme ve yazma berecimi de geliştirdi.

  • Yeni İnsanlara Merhaba!

Benim gibi blog yazan milyonlarca insan var ve bu insanlarla bloglarımız vasıtası ile tanışıp, bazıları ile iyice kaynaşıp kanka olabiliyoruz :) Artık yüz yüze görüştüğümüz arkadaşlarımızdan çok onlarla konuşur hale geliyoruz. İşte bu da blog yazmanın kazandırdığı güzelliklerden bir tanesi…

  • Proje Geliştirme ve Yürütme

Blog yazmanın yanı sıra internette farklı projelerim de oldu. Elbette bunları internette tanıştığım diğer blog yazarları ile birlikte yaptım. Projelerimiz çok sevildiler, ama elime yüzüme bulaştırıp kapattım ve bir daha asla yeni projeye girmeyeceğime dair kendime yemin ettim.

  • İçine Atma, Bloguna Yaz!

Blog yazmanın en güzel yanlarından biri de budur işte. Bazen dilimden dökmek istediğim, anlatmak istediğim onca şey oluyor ki.. İşte bu kimseye anlatamadıklarımı, anonim olarak bildiğim siz takipçi ve ziyaretçilerime yazarak rahatlıyorum.

————————————————————————————————————————————

Blog yazmak bana şimdilik sadece bunları kazandırdı yada şuan benim aklıma gelmiyor malesef. Tüm bu kazanımların yanında belki benden alıp götürdükleri de vardır blog yazmanın da ben farkında değilimdir. Neyse, hayırlısı be gülüm!..

Kişisel

Her kişisel yazımda “acaba arkadaşlarım bu yazımı görse benim hakkımda ne düşünürler?” diye düşünmekten bıktım. Bu satırları yazarken bile aklımda yine aynı düşünce var.

Blogumu ilk açtığımda, herkes duysun, herkes öğrensin, herkes okusun ve takip etsin istiyordum. Ama şimdi aksine, yüz yüze konuştuğum insanlar değilde, web aleminde tanıştığım kişiler takip etsin istiyorum blogumu. Çünkü bazen, kişisel yazılarımda, kimseye söyleyemediğim sırları yazıya dökerek, bir nevi içimi boşaltmaya çalışıyorum. Bazı arkadaşlarım yazılarımı okuyor ve “Nasıl bu kadar iyi yazabiliyorsun?” diyorlar. “Yazıyorum işte…” diyip geçiştiriyorum. Yazılarım hakkında konuşulmasını istemiyorum. Çünkü eğer konuşulursa, bu dilden dile yayılır ve anasayfada ki kişisel yazılarımı kaldırmak zorunda kalırım. Sadece anasayfadakileri kaldırsam yeter çünkü diğer kategorilere bakmazlar bile…

Blog Yazdığım İçin Utanıyorum

Galiba bu profesyonellikle alakalı birşey. Acemi bir kimse, yeni bir blog açtığında herkes duysun ister. Tıpkı benim gibi. Ama sonra, tüm hayatını bloguna aktarmaya başlayınca, blogunu herkese duyurmanın çok yanlış olduğunu, ama bunun bir geri dönüşü olmadığını anlar. Tıpkı benim gibi :) Evet, pişmanım. Keşke kimseye söylemez olaydım, bilmeysedi kimse…

İnsanlar blogunuzda yazdığınız yazılarda ki tavırlarınız ile, gerçek tavırlarınızı karşılaştırdığında, sizin çok başka biri olduğunu anlayabilir. İşte bu benim en çok korktuğum ve nefret ettiğim şey. İnsanların bana yazılarımı okuduktan”Sen neymişsin be abi!” tarzı laflar etmesi…

Okulda bazen derslerde bilgisayar ve web ile ilgili bir konu açıldığında, çoğu zaman mütevazi olur, lafa karışmam, tartışmaya girmem. Ama bazen öyle bir an oluyor ki, herkes gibi kendimi ispatlamak istiyorum. Mesela bugün, İngilizce dersinde “www” in açılımını söylememiz gerekiyordu kitapta. Hoca “bunu bilmiyorum, açın akıllı tahtadan bakalım” dedi ve Google’awww açılımı” yazdı. O an kendi kendime “www’in açılımı World Wide Web” dedim ve bunu yanımda ki arkadaşlarım duydu. “Söylesene oğlum hocaya, söyle!” dediler. Oysa ben dememeyi düşünüyordum. Acaba fazla mı mütevaziyim? Yada mütevazilik değilde, utangaçlık olabilir mi bu?

Neyse, hocaya açılımı söyledim ve hoca “aferin” dedi. “İnternetten anlıyor musun sen?” dedi. İşte bu da en çok korktuğum sorulardan bir tanesi. Şimdi, “Evet anlıyorum hocam” desem, arkadaşlarım bana “artiz” diyecekler. “Anlamıyorum” desem hem hocaya hemde kendime yalan söylemiş olacağım. “Arkadaşlar anladığımı söylüyorlar hocam” dedim. Gayet güzel bi cevap verdim ve yalanda söylemedim. Gerçekten, bilgimi kıskanmayan candan arkadaşlarım bunu rahatça söyleyebiliyorlar. Bilgi dedim de, pekte birşey bildiğimi düşünmüyorum. Alt tarafı bir blog açtım, ucundan HTML ve CSS öğredim biraz, bu. Sadece bu. Eğer diğerlerine göre daha fazla birşey biliyorsam da, bilgim hakkında konuşmaktan utanırım, konuyu değiştirelim lütfen :)

Bazen sınıfta arkadaşlar, “Akıllı tahtadan senin siteyi açalım hadi” diyorlar. “Sakın!” diyorum. Sırlarımı hergün aynı ortamda olduğum adamların öğrenmesini istemiyorum. Kimse istemez. Tek sorun sırlarım değil aslında, yazmak. Evet, yazdığım için de utanıyorum. Böyle bir becerim varken, becerimden utanıyorum ya, utanmama sebep olan insanlara yazıklar olsun!