Author

Facebook, İnternet, Nasıl Yapılır?

Facebook‘a uzun zaman önce dosya paylaşma özelliği geldi fakat bazen upload ve download işlemleri sırasında sorun çıkarabiliyor. Eğer Dropbox ve Hotfile gibi sistemlerle uğraşmak istemeyip işi yine de Facebook üzerinden halletmek isterseniz sizler için yeni, alternatif bir Facebook uygulaması var: Pipe.

pipe

Yeni bir Facebook uygulaması olan Pipe ile arkadaşlarınızla mesajlaşma üzerinden dosya paylaşabilirsiniz. 1GB‘a kadar dosya paylaşım izni veren Pipe herkesin rahatlıkla kullanabileceği bir kolaylığa sahip. Sürükle bırak yöntemi ile dosyanızı sürüklüyorsunuz ve dosya arkadaşınıza ulaşıyor. 34casino ile eğlen.

Pipe‘ı buradan kullanabilirsiniz: Pipe

Kişisel

Aylardır gördüğünüz bir kızdan arkadaşınızın “ısrarı” üzerine hoşlanmaya başlıyorsunuz. Sevmekte çok iyisiniz, onu aklınızdan hiç çıkaramıyorsunuz. Onu sevdiğinizi söylemediğiniz her gün içiniz içinizi yiyor ve Bengü’den Ağla Kalbim ve benzeri gibi şarkılar dinleyerek kendinizi iyice mahvediyorsunuz. Sevmekte iyiyiz demiştik, peki ya sevilmekte? Sevilmekte de iyi misiniz?

Sizin sevilecek neyiniz var ki? Yakışıklı mısınız? Kendinize göre dünyanın en yakışıklı adamısınız. Peki ya başkalarına ve ona karşı?
Ya davranışlarınıza ne demeli? Aklı başında ve ciddi biri misiniz? Sadece moraliniz bozuk ve sinirli olduğunuzda…

Böyle bir şeyi üçüncü kez yaşıyorsanız bir de, vay sizin halinize! Sevilmekte iyi olamamak, her yalnız kaldığınızda ağlamak istemenize sebep oluyor. “Neden sevilmiyorum” diye yüce yaranada ister istemez isyan ediyorsunuz.

Unutmaya çalışsanız o da olmaz. O, hayatınızdan çıkıncaya kadar onu unutamazsınız. O’nun 2-3 ay sonra hayatınızdan çıkacak olması, her gün bu duyguları yaşayacak olmanız, bir kez daha yüreğinizi parçalıyor.

utanmak, pişmanlık, utsuzluk

Tüm bunların üzerine bir de hayatınıza bilmem ne çocukları girip, darmadağın olmuş duygularınızı moralinizi bozarak iyice mahvediyor. Sinirleniyorsunuz… Küçüklükten gelen bir alışkanlık olarak durup dururken yine sinirden odaya kapanıp odayı dağıtıyorsunuz. Ağlamamak için kendinizi zor tutuyorsunuz. Çünkü eğer ağlarsanız, açıklamasını da yapmak zorundasınız. Ve bu sizi utançtan yerin dibine sokar.

Bu yazdıklarınızın belki her gün görüştüğünüz arkadaşlarınız tarafından okunup ertesi gün alay konusu olması aklınıza geliyor. Alay ediyorlar çünkü onlar gerizekalı! Onlar düşünemedikleri için yazamıyorlar da! Zaten düşünenlere ve yazanlara hep eziyet edilmedi mi? Bana da bu eziyetin yapılması benim için ayrıca şereftir.
Sizin olgunluğunuzu çekemiyorlar, çünkü onların sadece işe yaramaz bedenleri büyümüş, beyinleri değil!

Duygularımla oynandı, kendimi sevmekten alıkoyamadım yine. Ben bunları hakettim aslında… Her ne kadar dışarıdan duygusuz biri olarak görünsem de, içimde farklı bir dünya, farklı bir ben var!

Mutlu görünüp aslında mutsuz olmak kötü, gerçekten kötü, çok kötü! Herkesin sizi ne kadar mutlu olduğunuzu düşünürken aslında mutsuz olmanız kadar kötü bir şey yok şu dünyada…

Hadi şimdi ders çalış bu kafayla, ya da müzik dinle, ya da hiç bir şey yapma. Yapamassın ki! Bu kafayla hiç bir şey olmaz. Kafanın kenarında düşünceler yükseliyor ve gözlerinden yaş olarak geliyor…

Dün ki o çok beğendiğin Thrift Shop şarkısını dinle şimdi, tat alabilir misin dün aldığın tat kadar! Ne tadı, acı verir o şarkı. Çünkü o şarkıyı mutlu olmak için dinlediğini biliyorsun. Ama olmaz ki, şarkıyla nasıl mutlu olunabilir ki? Şarkılar duyguları kontrol edebilir mi?

İmam Hatip lisesine gitmenize rağmen namaz kılmazsınız aslında. Ama şuan öyle bir namaz kılasınız var ki, saatlerce namaz kılabilirsiniz belki. Hani bu kafayla bir şey yapılmazdı? Hani yaradana isyan etmiştik? Bu duygularla namaz ne alaka şimdi? Bilinmez ki ne alaka… Kılasınız var işte…

“Hey bir dakika, bu yazıyı da insan okuyacak!”. Başka nasıl anlatılabilir ki duygular, yaşananlar? Daha yazacak çok şey var aslında, çok! Ama yeter bu kadar be. Bu kafayla yazılan yazı da kaliteli olmaz ki zaten. Ama insan bu yazının başkalarına ulaşacağını bildiği için yazdıkça az da olsa rahatlıyor işte…

Herkesten, her şeyden nefret ediyorum! Fuck all, fuck everybody!!!  888banko ile oyun oyna.

İnternet

Google Reader öldü başımız sağ olsun…

Maşallah Google‘da her ay onlarca servisine son veriyor yahu. Geçmişte internetin tek hakimi olmak istediği için açtı belki bu kadar servisi. Ama bir çok servisi tutmadı ve şimdi sırayla kapanıyorlar…

rss

Önümüzdeki aylarda bir çok kişi tarafından kullanılan Google‘ın Reader servisinin kapanacağı haberi herkesi şok etti. Hatta insanlar Google‘ı bu karardan vazgeçirmek için site açıp imza toplamaya başlamışlar. (Bkz: Bring Google Reader Back ve Keep Google Reader)

Bunca imza, bunca tepkiye rağmen bence Google, Reader‘ı kapatacak. Bırakın artık Reader‘ı, ben size Reader‘dan belki daha iyi bir kaç alternatif sunuyorum…

Feedly

feedly

Feedly sırf arayüzü için kullanmaya değer. Sade ve kolaydır. Android ve iOS uygulamaları da aynı derecede sade ve kullanışlı olduğu için kullanıcıları cezbediyor. Ayrıca tarayıcı eklentileri de mevcuttur.

NewsBlur

newsblur

Feedly‘den daha çok özelliği olan, maksimum özellikleri kullanabilmek için aylık 1 dolar gerektiren RSS okuyucu. NewsBlur‘un da Android ve iOS uygulamaları mevcuttur. best10-tr ile sende kazan.

Diğer bazı alternatifleri ise şu şekilde sıralayabiliriz: Fever, NetNewsWire, FeedHQ, FeedDemon, Pulse

Kişisel

Hayvanları severim… Herkes böyle der ama benim sözlerim gerçekten çok derinden geliyor… Özellikle kedi dediniz mi benim için akan sular durur :) Verin bi kedi gözüm gibi, ne gözü, canım gibi bakmazsam neyim? Zaten şu ana kadar bir çok kedi besledim, büyüttüm. Ha bir de köpek beslemiştim. Devamını Oku

Kişisel

Yeni bir mim dalgası daha… Bu mimde gerçekten güzel konulara değinileceği için yazıyı hemen yazmak istedim. Beni mimleyen Arda Erakman‘a teşekkürler…

İki yıldan fazla oldu blog yazmaya başlayalı… İlk yazımı 23 Nisan 2011 tarihinde yazmıştım. Peki iki yıldır yüzlerce yazı yazdım, elime ne geçti? İşte ben de bunu ilk defa bu yazıyı yazarken düşünme fırsatı buluyorum. Ama kısaca elime ne geçti diye sorarsam kendime, şöyle bi cevap verebilirim: Ufkum genişledi.

blog yazmak ne kazandırdı

  • Teknolojiye İlgim Arttı.

Blog yazmakla ne alakası var diyeceksiniz ama var. Blogumla ilgilenirken haliyle internet başında daha fazla vakit geçiriyordum. Bu süre içerisinde onlarca teknoloji yazısı ve haberleriyle karşı karşıya geliyordum ve artık bunları takip etmek benim işim oldu.

  • Web Tasarım ve Programlama

Blogger üzerinden blog yazarken blogum için sürekli güzel temalar arardım ama istediğim gibi bir tema bulamazdım hiç. Kendim yapmak istiyordum ama hiç CSS/HTML bilgim yoktu. Sonra nasıl olduysa kendimi tema editlerken buldum ve kendi Blogger temamı ortaya çıkarmıştım. Böylece temel ve en basit dil ile web tasarıma ve programlamaya da merak salmıştım bi aralar.

  • Dilinden Utanma!

Blog yazmaya başlamadan önce de Turkche konuşanlardan nefret ederdim ve halen de etmekteyim. İşte Türkçe blog yazarak, Turkche konuşmadığımı ortaya koydum. Ayrıca blog yazmak düşünme ve yazma berecimi de geliştirdi.

  • Yeni İnsanlara Merhaba!

Benim gibi blog yazan milyonlarca insan var ve bu insanlarla bloglarımız vasıtası ile tanışıp, bazıları ile iyice kaynaşıp kanka olabiliyoruz :) Artık yüz yüze görüştüğümüz arkadaşlarımızdan çok onlarla konuşur hale geliyoruz. İşte bu da blog yazmanın kazandırdığı güzelliklerden bir tanesi…

  • Proje Geliştirme ve Yürütme

Blog yazmanın yanı sıra internette farklı projelerim de oldu. Elbette bunları internette tanıştığım diğer blog yazarları ile birlikte yaptım. Projelerimiz çok sevildiler, ama elime yüzüme bulaştırıp kapattım ve bir daha asla yeni projeye girmeyeceğime dair kendime yemin ettim.

  • İçine Atma, Bloguna Yaz!

Blog yazmanın en güzel yanlarından biri de budur işte. Bazen dilimden dökmek istediğim, anlatmak istediğim onca şey oluyor ki.. İşte bu kimseye anlatamadıklarımı, anonim olarak bildiğim siz takipçi ve ziyaretçilerime yazarak rahatlıyorum.

————————————————————————————————————————————

Blog yazmak bana şimdilik sadece bunları kazandırdı yada şuan benim aklıma gelmiyor malesef. Tüm bu kazanımların yanında belki benden alıp götürdükleri de vardır blog yazmanın da ben farkında değilimdir. Neyse, hayırlısı be gülüm!..

Videolar

Kısa filmdir, webisodedır falan düşük bütçeli ama bir o kadar da güzel olan izlenesi şeyler hoşuma gider. Bugün izlediklerimden bir tanesi de bu…

Benim de böyle bir “Black Hole“um olsa ilk yapacağım şey budur. Ama tabii dibindekileri de almak için, yani aza kanaat etmeyip bir anda çoğa kavuşmak için böyle bir aptallık da yapmam. Bu adam yaptığı hareketle bunu haketmişti…

Peki sizin bir “Black Hole“unuz olsa siz ne yapardınız?

Oyun

Geçtiğimiz günlerde Steam‘deki Summer Sale nedeniyle 50 dolardan 17 dolara düşüp benim de kaçırmadığım bir strateji oyunu. Aslında ben de oyunun yapımcılarının dediği gibi “yeni nesil strateji oyunu” desem daha doğru olur çünkü cidden öyle.

Tamam oyun 50 dolardan 17 dolara düştü ama almadan önce baya bi düşündüm. “Ulan bak bu oyun daha beta aşamasında, bu da Planet Explorers gibidir boşver bunu RTS istiyosan git StarCraft 2 al.” dedim kendi kendime ama dinletemedim. Sonra birde StarCraft’ın fiyatlarına baktım ki oyunu tüm ek paketleri ile birlikte 150TL falan ediyor. Şöyle bir kaç da gameplay videosu izledim StarCraft 2’den; abi eskimiş bu oyun ya. Grafikler falan eski bi oyun olduğunu çok belli ediyor. Ama şüphesiz en iyi RTS oyunudur StarCraft 2. Buna karşı gelemem. Hatta öyle ki Kore’de bu oyun adeta bi “milli oyun”. StarCraft 2 oynamayanı geçtin, kötü oynayanı bile adamdan saymıyolar orda. Aynı durum Çin için de DotA 2’de geçerli. Neyse konu saptı… Devamını Oku

bonus-ramazan-kampanyası

TEB’den ramazan ayında yine çok avantajlı bir kampanya. TEB Bonus Ramazan Kampanyası kapsamında TEB kredi kartı sahipleri Temmuz sonuna kadar anlaşmalı akaryakıt istasyonlarından, marketlerden ve restoranlardan tek seferde 100 TL’lik alışveriş yaptıklarında 10 TL bonus kazanıyor.
Ramazan ayına özel olan bu kampanyadan yararlanabilmek için “RAMAZAN” yazıp 4616’ya kısa mesaj atılması gerekmekte. Kampanyada toplamda 50 TL bonuz kazanılabilmekte. Ve bonus kazanılabilmesi için muhakkak üye olan işyerlerinden alışveriş yapılması gerekmekte. 31 Temmuz’a kadar devam edecek kampanyadan kazanılan puanlar 5-15 Ağustos tarihleri arasında kullanılabilecek.

TEB’in birbirinden avantajlı kampanyalarından yararlanmak için TEB kredi kartı başvurunuz hemen yapın.

Günümüzde demoktarik hukuk devletlerinde avukatlara duyulan ihtiyaç hızla artmaktadır. Elbette avukatın da iyisi ve kötüsü vardır…

Hukuksal sorunlar konusunda insanların yanında yer alırlar avukatlar. İyi bir avukat adalet sitemini iyi takip etmeli ve hukuk sistemine hakim olmalıdır. Bu yüzden avukatlar hukuk konusunda kilit taşı görevi görmektedirler. Her çeşit hukusal sorunda insanların yanlarındadır avukatlar. Avukatlığın temel misyonu hukuk çatışmasını emin ve sağlam adımlarla gerçekleştirmektir.

İyi bir

avukat

yaptığı işi yani hukuk mücadelesini bir bilim dalı olarak görmelidir. Bu nedenle alanında uzman avukatlar ile bu mücadeleye girişmek insanların yararına olacaktır. Alanında uzmandan kasıt; güncel adalet sistemi ve hukuk sistemine hakim avukatlardan bahsediyoruz…

Nasıl ki bir din alimi önceden yaşanmış meselelere bakarak bunlardan hüküm ortaya koyuyorsa, avukatlar da güncel adalet sistemi ve hukuk sistemine hakim olduğu kadar geçmişteki adalet ve hukuk sistemine de hakim olmalı, geçmişteki yargılardan kendisine ders çıkararak kendisini her zaman geliştirmeye açık ve istekli olmalıdır. Böyle avukatların insanların çok daha yararına olduğu tartışılmaz bir doğrudur.

İyi bir avukat kendisine danışmak ya da yardım almak için gelen bir insanın hukuksal sorununu sır gibi saklayarak buna hukuksal bir çözüm aramalıdır. Avukatlık sözleşmesine her iki taraf da yani avukat ve mükevvil de uymak zorundadır. Avukatlar müvekkilin hukuksal sorunu üzerine yoğunlaşmalı ve bu hukuksal sorunu çözmek için her legal yola başvurmalıdır.

Unutmayalım ki avukatluk bir bilim dalıdır ve bir din alimliği kadar öenmli bir yeri vardır. Nasıl ki dini bir sıkıntıda din alimine sorununuzu ya da sorunuzu yöneltiyorsanız, ondan yardım istiyorsanız hukuksal sorunlarınınz için de bu alanın alimi diyebileceğimiz iyi avukatlara yönelmeniz herkes için en iyisi olacaktır.

Geçtiğimiz yüzyılda konsol ve bilgisayar ile hayatımıza giren oyunlar günümüzde yediden yetmişe herkesin bir uğraşı, hatta işi oldu. İlk bilgisayar oyununu bir kadın mühendis yapmıştı. Ardından günümüze kadar sayısız oyun üretildi ve hala da durmaksızın üretilmekte…
Oyun yapımcılarının “oyun çağına giriyoruz” dedikleri şu günlerde her türden oyun bulmak mümkün. Ancak bir kitle var ki “arcade oyun” diye nitelendirebileceğimiz ve herkesin “flash oyun” olarak bildiği oyunlardan kopamayanlar da var. Bu oyunlar genellikle hafif grafikli ve birbirine benzeyen fizik yapıları ile bir çok kişinin hoşuna gidiyor. Özellikle bu türdeki

araba yarışı

oyunları büyük ilgi görüyor.
Günümüzde bir çok oyun türü var demiştik. Oyun türü dendiğinde herkesin aklına gelenler genelde araba yarışı, strateji, aksiyon vb. gibi türlerdir. Ancak günümüzde hızla popülerleşen yeni türler de var. Mesela survival oyunlar son iki yıldır büyük ilgi görüyor ve sadece survival türde çeşit çeşit oyunlar sunan firmalar türemiş durumda. Bu oyunları oynayanlar ise bu türün Minecraft’tan klonlandığına şimdi de birbirlerinden klonlandığını düşünüyorlar.

Bunun yanında bir de simulasyon oyunları var. Bu oyunların başlarda alışveriş merkezlerindeki jetonlu simulasyon cihazlarında oynanmak üzere yapılırken günümüzde başlı başına bir tür olmuş durumda. Yine sadece bu tür üzerinde de oyun geliştiren firmalar mevcut. Bir simulasyon oyununda genelde çok bi şey beklenmez ama oyun severlerin isteği ile geliştiriciler simulasyon oyunları üzerinde de artık baya emek harcıyolar.

Bir gün bu türler de eskiyecek, popülerliğini yitirecek, yerini başka hatta yeni türlere bırakacak… Ama şu kesin ki araba yarışı oyunları gibi klasik oyunlar her daim insanoğlunun ilgi odağında olacak ve geliştiriciler de oyunseverlerin bu isteğine zevkle karşılık vereceklerdir. İnsanlar araba yarışını sevmiştir çünkü gerçek hayat ile en bağlantılı oyunlar araba yarışlarıdır ve oyuncular oynadıkları oyunlarda da gerçeklik ister. Bu hissi de tabii ki en çok araba yarışı oyunları verir.